Pınar Selek
Köşe Yazıları

Veysel Dinçer - listelist.com 09/07/2015
İşte tam da bundan sonra Pınar Selek, insanlara -Perihan Mağden’in deyimiyle- “kim olduğunu değil, kim olmadığını anlatmak zorunda kaldı”. Az sonra okurken inanamayacağınız öyküyü, Pınar Selek bizzat en dibine kadar yaşadı. Onun en büyük “şansı”, kendisine inanan avukat bir babası ve savunmaya ısrarla dahil olan 103 avukatın daima onun yanında olması; çevresinden aldığı destekle hiçbir zaman yılmaması, mücadelesinden vazgeçmemesiydi. Peki şimdi sormamız gerekmez mi? Siz şu satırları okuduğunuz sıralarda acaba kaç masum insan alâkası olmayan bir şeyle suçlanıyor, bunların kaçının savunmaya dâhil olabilecek güçlü, mücadeleci yakınları var ve en önemlisi bu insanların kaçı devletin adaletiyle mücadele etme gücünü kendisinde buluyor?
devamı...

Ebru Nihan CELKAN - Evrensel / 1/03/2015
İçine doğduğum bu ülke kendimi bildim bileli Kafkesk romanlarını hatırlatıyor. Aynı duyguyu taşıyan çok fazla insan olduğuna inanıyorum. Bu düşünce insanın kafasında belirdiğinde gidebileceği birkaç yol var. Bunlardan biri başkaları tarafından dayatılan bu ortama rıza göstererek, insanın ruhunu zedeleyen, onu yok etmeye istekli, kara atmosfer içinde kendisine biçilen rolü oynamak. Bir diğeri ise dayatılan bu karanlık, boğucu ve baskıcı atmosferin alternatifi için mücadele etmek. Devlet; baskıcı ve boğucu atmosferi koruma tutkusuyla alternatif yaşam alanları yaratanlara karşı zalim tuzaklar kuruyor. Mesela bombalara karşı mücadele eden feminist, pasifist, barışçı insanları bombacı olmakla suçlayabiliyor, yargılıyor.
devamı...

HÜRREM SÖNMEZ - www.diken.com.tr - 21/12/2014
rlar gider, hakimler gelir, mahkemeler değişir, aynı davadan üç kez beraat edilir, adalet beklenir. Böyle deniyordu dostlarının Pınar Selek için hazırladığı ‘Hâlâ tanığız’ başlıklı kısa videoda: “Geciktirilmiş adaletin bizatihi kendisi cezadır.” Pınar’ın adaleti arama hikayesi mi diyelim yoksa devletin Pınar’la meselesi mi? Zira Pınar Selek ve ona inanan tüm temiz yürekli insanların adaletin peşinde geçirdiği onca yıl devletin de bitmeyen bir intikam ve husumet hikâyesiydi aynı zamanda.
devamı...

Hikmet Çetinkaya - Cumhuriyet - 21/12/2014
Dördüncü kez aklandı önceki gün Pınar! 16 yıllık bir yargı süreci, üç beraati kabul etmeyen savcılar, yargıçlar... Benim ülkemde üç beraat kararına direnen savcılar... Hak ve hukuka vurulan darbe! Pınar Selek’in gençliğini çaldılar gençliğini... Hayatını çaldılar! Alp Selek, Pınar ve kız kardeşi hayata tutunmadılar, inadına sarıldılar!
devamı...

Fatih Çekirge - Hürriyet - 20/12/2014
Bu konuda hemfikir miyiz? 1. Cebir ve şiddete karışmamış... Kimsenin düşüncesi ve yazıp söyledikleri yüzünden terör suçlusu ilan edilmesi adalet değildir. 2. Uzun tutukluluk sürelerinin bir ceza haline getirilmesi, adaleti ve vicdanları kanatıyor. Bir korku toplumu yaratıyor. Özgürlükleri tüketiyor... Hep birlikte tükeniyoruz.
devamı...

Şükran Soner - Cumhuriyet - 20/12/2014
Sirk cambazının kuş çıkarmasına benzemiyor... Cambazlık sanatına, cambazın yeteneğine saygısızlık olarak algılanmasın... Hukuk devleti düzeni içinde, yargılama süreci işletilerek tüpgaz patlaması olgusunun içinden, terör örgütü eyleminin ürünü bomba çıkarabilmek çok daha zor, ustalık isteyen bir iş olmalı.
devamı...

Can Tolga Işık - Posta - 06/12/2014
Pınar Selek iyi okullarda okumuş, hatta üniversiteyi birincilikle bitirmişti. Hakkında Mısır Çarşısı’ndaki patlama nedeniyle dava açıldığında 27 yaşında bir sosyologdu.
devamı...

Şükran Soner - Cumhuriyet - 06/12/2014
Yargı bağımsızlığında gelinen vahim tablo-dan, cemaatle başları belaya girdiğinden, ortaklık bozulduğundan bu yana İktidarları da yakınıp durmakta. Paralel yapı diyerek cemaatin yargı içindeki kadrolaşmasını temizlemek adına, İktidarlarının ele geçirdiği bir yargı kadrolaşması için aceleci operasyon atakları tam gaz. Dün sosyolog Pınar Selek’in yaşamını karabasana çevirerek 16 yıldır süren, üç kez beraat çıkmış yargılamanın 4. kez başlatılan duruşması vardı.
devamı...

Karin Karakaşlı - Agos - 8/10/2014
Çağlayan Adalet Sarayı’nın önündeki meydan, rüzgârıyla ünlü. Her mevsim iliklerinize kadar donarsınız. Saç baş bırakmaz, aptal eder. Tek sığınak, karşı köşedeki Adalet Çay Bahçesi ve Saklı Bahçe’dir. Yorgun ve gergin yığınlar bir parça ısınmak için oraya sığınır. Adalet Sarayı’nın C kapısı da basın açıklamalarıyla tanınır. Ya o meydanda, ya bu kapının önünde, günün anlam ve önemine, yaşatılan adaletsizliğine uygun olarak çeşitli pankartlar ve lolipoplar eşliğinde toplanılır ve meram anlatılır. Aslında bugüne kadar orada yapılan basın açıklamalarına ait lolipoplar ve pankartlardan, Adalet Sarayı’nın içinde özel bir müze oda kurulabileceğini düşünüyorum. Esirgenen adaletin gayriresmi yakın tarihi akıp geçsin gözümüzün önünden.
devamı...

Gökçer Tahincioğlu - Yüzleşme - 05.10.2014
Didar Şensoy... 1980 darbesinin ardından tanındığı adıyla Didar Abla. Polis müdahalesi sırasında fenalaşarak hayatını kaybeden bir adalet savaşçısı. Pınar Selek... Köşeye atılmışların bir başka dostu. Yıllar sonra hedef alındı ve hakkındaki garabet davası hâlâ bitmedi.
devamı...

Yıldız Ramazanoğlu - Serbestiyet - 28/04/2014
1998. Pınar Selek’i polislerin arasında duruşmaya götürülürken ekranda gördüğümde temiz yüzü, onurlu, kinden öfkeden eser barındırmayan duruşu dikkatimi çekmişti. İşkence ve cezaevi günlerinden sonra sokak çocuklarıyla sırdaş olduğu, birlikte yatıp kalktığı, onlara annelik ablalık yaptığı, temiz bir yuvaya, eğitim imkânlarına kavuşmaları için emeğini zamanını seferber ettiği zamanlar geldi sonra.
devamı...

Hatice Bakanlar- İstanbul - BİA-03/05/2014
11 Haziran’da açıklanacak karardan Pınar Selek’in beraatının çıkmasını bekliyorum. Ben Pınar Selek’in daha nice araştırmalarını okumak istiyorum, hapiste çürütülmesini görmek değil.
devamı...

Özlem Akarsu Çelik-Milliyet
Pınar Selek’in hayatından 16 yıl çalındı diyor dostları ve Hâlâ Tanığız Platformu. Çarşamba günü Yargıtay’da temyiz duruşması vardı. Yarısı yurt dışından olmak üzere yüzlerce insan hakları savunucusu oradaydı. Biz yazmaktan bıkmayacağız, siz de okumaktan bıkmayın bu hukuk garabetini!
devamı...

Karin Karakaşlı - Radikal 2 - 27/04/2014
Üç beraat sonrası skandal bir kararla aynı mahkeme tarafından yeni hiçbir dedil olmaksızın müebbet mahkumiyet verilen Pınar Selek'in temyiz duruşması, 30 Nisan Çarşamba Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde
devamı...

Zeynep Oral - Cumhuriyet - 27/04/2014
Temyiz davası için Fransa, Almanya, Belçika, İtalya’dan gazeteci, bilim insanı, sivil toplum temsilcisi ve politikacılardan oluşan 40 kişilik bir heyet Ankara’ya geliyor. Dava uluslararası platformda dikkatle izlenmekle kalmıyor Türkiye’ye ilişkin her raporda da mutlak bu davaya atıfta bulunuluyor. Heyette Avrupa Komisyonu özel temsilcisi de var; “Pınar Selek insan haklarını korumaya yönelik çalışmaları nedeniyle 16 yıldır adli yargılama hakkının defalarca ihlal edildiği hukuki tacizle karşı karşıyadır” diyen Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) gözlemcisi de … Bu duruşma kamuya açık. Pınar’ın Türkiye’deki dostları ve Hâlâ Tanığız Platformu’nun çağrısı şöyle: “Bir barış aktivistinden katliam sanığı yaratmaya çalışılan bu davayı, nice kirli oyunla dolu bu kritik dönemde hukukun ayaklar altına alındığı bütün siyasi davaların da ortak simgesi olarak görüyoruz. Mücadelemiz bir insan için değil, sistemin dışladığı ve bedel ödettiği herkesin hakkı için mücadele veren Pınar Selek’in şahsında hedef gösterilen bütün hayat değerlerimiz için.” Randevu: 30 Nisan 08.30’da Güven Park’taki basın açıklaması ve ardından 09.00’da Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ndeki duruşma.
devamı...

Maya Arakon - Evrensel -19- 01- 2014
Benzer bir durum Mısır Çarşısı davasından 16 senedir yargılanmakta olan, patlamanın bombadan değil de gaz kaçağından olduğunu doğrulayan 6 bilirkişi raporuyla 3 kez beraat ettiği halde, hukuksuz bir yolla beraati geri çekilerek ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen Pınar Selek için de geçerli.
devamı...

Pınar Öğünç - 06/01/2014
Neden bu kadar fazla hukuktan konuşuyoruz? Hukuk sisteminin tek sorunu özel yetkili mahkemeler mi? Şu araştırmanın sonuçlarına göz atmak gerekli.
devamı...

Bir insanin, yargilandigi davadan 3 kere berat almasina ragmen onun hâlâ suçlanmasi nasil bir seydir? Berat karari verilmesine ragmen böyle bir sey nasil olur demeyin oluyor iste. Nasil oldugunu anlamasak da oluyor... Sosyolog Pinar Selek’ten bahsediyorum. Hazin bir olaydir Selek’in öyküsü. Hazin oldugu kadar çetrefillidir yargi süreci.
devamı...

Ali Akay - Radikal - 10/09/2013
Kırmızı bültenle Pınar Selek'in aranması hayret verici. Olay, 'garip ama gerçek' hikâyelere dönüşmekte.
devamı...

İlknur Üstün - Birgün - 28/08/2013
Aynı senaryo yeniden yeniden karşımıza çıkarılıyor. Hedef gösterilme, yalnızlaştırma çabaları ise umuda, geleceğe, barışa tehdit. Pınar’ın 15 yıllık çilesi feminizmin, insan hakları savunuculuğunun ve bağımsız bilimsel araştırmanın da çilesi… Arkadaşım için adalet istiyorum. Adaletin hepimiz için mümkün olduğunu da görebilmek için…
devamı...

Karin Karakaşlı - 01/09/2013
Pınar Selek'e yapılan, avukatların algılamakta, çevirmenlerin yurtdışı heyetlere tercüme etmekte aciz kaldığı hukuk elli işkence, şimdi de kırmızı bülten talebiyle taçlandırıldı
devamı...


Burcu Karakaş - Bianet - 31/08/2013
İnsanın birden fazla evi olabileceğini çoktan öğrendiyse de, o kendini hep buraya ait hissetti. Maruz kaldığı onca zulme rağmen hala inatla sevmekten vazgeçemediği yer, burası. Ülkesinin sahibinin sadece onu yaşarken öldürmek isteyen devlet olmadığını biliyor ve aslında tam da bu sebepten Türkiye'ye dönmek zorunda hissediyor. Pınar bir gün, uzun zamandır hayalini kurduğu gibi, özgürce ve hiç hesapsız dönecek. Çünkü burası onun evi, diğer her yer sürgün yeri.
devamı...


Ece Temelkuran - Birgün - 30/08/2013
Pınar, bir Avrupa şehrinde akademisyen şu anda. Onu sarıp sarmalayan uluslararası akademik ve entelektüel çevre Pınar'ı bırakmayacağını daha önce ifade etti. Bırakmazlar da. Parlak bir beyin ve temiz bir kalp. Pınar'ı hiç tanımasanız bile ona Türkiye'de “Biz Pınar'a tanığız” diyen insanlara bakarak kim olduğunu anlayabilirsiniz. Ona bir şey olmaz yani. Ne yaparlarsa yapsınlar olmaz. Ama Pınar, bahse girerim, şu anda bu alınan karardan utanıyor. Başkası utanılacak bir şey yaptığında utandığımız gibi utanıyor.
devamı...

Gözde Bedeloğlu - Birgün - 30/08/2013
Görünce kafaların çevrildiği, duyunca kulakların tıkandığı hayatlara dokundu o. Yalnızlığa el vermenin, acıya derman olmanın ötesinde; her gün körlükle, sağırlıkla, suskunlukla sınanan insanlığa, hepimize umut taşıdı. Sokaklarda unutulan, suça yakın düşe uzak, küçük yüzleri biriktirdikleri kederden kararmış çocukların ablası oldu. Evlerden, sokaklardan kovulan; dostluktan, komşuluktan yoksun bırakılan; ahlâkçı ahlâksızların hedefi travestilerin, kadınların arkadaşı oldu. Bir atölye kurdu; dinledi, konuştu, dokundu. Düşlerini düşürmüşlerle, yenilerini inşa etti.
devamı...

Maya Arokan - Milliyet - 24/05/2013
Barışın ‘olmazsa olmaz’ şartları sürece zarar vermemek için konuşulmuyor... Oysa toplumsal adalet ve eşitlik sağlanmadan barışın kalıcı olması mümkün değil.... Seçilmiş Kürt siyasetçiler KCK davalarından tutukluyken, Terörle Mücadele Kanunu yürürlükteyken, PKK ile yapılacak barış ne kadar sağlam olabilir?inShare
devamı...

Ayşegül Sönmez -Milliyet- 24/04/2013
İsmail Beşikçi’nin Pınar Selek’in mücadelesinin düşündürdükleri sempozyumunda yaptığı tespit çok kıymetli... “Türkiye’deki iktidarlar sosyal bilimcilere hep kuşkuyla bakmışlar ve sosyal bilimlerin özgürce gelişimini engellemek için çok yoğun bir çaba içinde olmuşlardır. 1940’larda Behice Boran ve arkadaşlarının yargılanması bu baskının birinci halkasını oluşturuyor. İkinci halka olarak 1970’lerde Oya Baydar ve arkadaşlarına karşı yoğun baskılar yapılmıştır. Kanımca Pınar Selek de üçüncü kuşak olarak değerlendirilebilir.“
devamı...

Aslı Öktener Köse - T24 - 22/04/2013
'Hala Tanığız Platformu' tarafından Pınar Selek'in müebbet cezasını ve yaşadığı haksızlıkları kamu oyununun alışarak unutmasının önüne geçebilmek üzere düzenlenen, ‘Pınar Selek’in Mücadelesinin Düşündürdükleri Akademide Özgürlük, Siyasette İrade, Yargıda Adalet’ sempozyumuna ben de katıldım. Kendi alanlarında insan hakları adına yılmadan mücadele eden çok sayıda akademisyen, avukat, gazeteci, yazar, öğrenci vesivil toplum aktivisti 20 Nisan günü Cezayir Salonu’nu doldurmuştu.
devamı...

Yıldırım Türker - 18/04/2013 - Birgün
Orta Doğu fatihi Başbakan bir zamanlar yiğitliğine halel geleceğini hissettiğinde ‘ben yapmadım, devlet yaptı’diye mızıtıverirdi. Samimiyeti, içtenliği, nobranlığı yoklayan açık sözlülüğü ile sivrilen bu yıldız artık devletin sahibi olduğunu kabul etmiş durumda. Nitekim AKP Hükümeti, çoktandır, yeri geldikçe “Ben yapmadım, yargı yaptı’nın ardına sığınıyor. Asya kurnazlığı, siyaset cambazlığı.
devamı...

Defne Gürsoy - Birgün - 17/04/2013
Geçtiğimiz hafta sonu Paris’e resmi ziyarette bulunan başbakan yardımcısı Bülent Arınç önce UNESCO Genel Merkezi’nde, ardından da Pazartesi günü Paris Siyasal Bilgiler Okulu’nun Uluslararası İncelemeler ve Araştırmalar Merkezi CERI’de birer konuşma yaptı. Her iki toplantı da protesto gösterilerine hedef oldu. Önce Bahçeşehir Üniversitesi ile UNESCO’nun işbirliği ile 14 Nisan’da gerçekleştirilen “Kültürler Arası Köprüler - Batıya Doğru Akan Nehir” konferansı sırasında Doğu Perinçek ve Atatürk posterleriyle ayağa kalkan bir grup, “Yeminler edildi, yıkılacak Silivri” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarıyla konuşmayı böldüler.
devamı...

Yıldırım Türker-04/04/2013
Notre Dame de Sion lisesi öğrencileri Pınar için bir video hazırlamış. Pınar’ın çilesine tanık olan milyonlar adına en yorulmamış, en taze, en dolaysız yoldan geleceğe sahip çıkan çıkan bir mesaj, bize ilettikleri. Lamı cimi yok, Pınar’ın işaret fişekleriyle aydınlattığı yoldur yolumuz, diyorlar. Metni paylaşırken videoyu bulup gençlerin gözlerine mutlaka bakın. Asıl metin orada çünkü:
devamı...

Ömer Faruk Gergerlioğlu: "Hasan Cemal yazmadan Pınar Selek adil bir şekilde yargılanmadan Kürt sorununda alınacak bir yolun kalıcı olmadığını, zülfiyare dokunacağını yüksek sesle söylemeden hiçbir yere varamayız. Bu vicdanı gösteremeyenler sorunların var oluşunun temelindeki vicdansızlığı görmüyorlar mı? Başlangıçta var olan vicdan eksikliğinin süreç içinde de devam edeceğini süreç sonunda da aynı hastalığının olacağını göremiyorlar mı? "
devamı...

Kemal Şahin-Harman-20/03/2013
Haysiyetli bir bilim insanı ve sosyolog olmanın gereği olarak özgür, ahlaklı, haysiyetli, adil ve mutlu bir toplum nasıl inşa edilebilir, sorusuna yanıt aramak için farklı dışlama ve kapatma mekanizmalarının karattığı yaşamların içerisine girerek insan ve insani değerleri öğüten sistemin şifrelerini yüksek bir sesle söylemeye başladığı anda, kendisini "Mısır Çarşısı Katliamı"nın içerisine bir bomba olarak yerleştirenler, bir kuşak sistematik yargısal işkencenin sonunda O'nu müebbet ağır hapse mahkum ettiler.
devamı...

Melike Koçak - Bianet - 10/03/013
Kelimelerimi aklımın süzgecine dökeyim, eleyeyim dökülenlerden bu yazıyı kurayım istiyordum ve şöyle bir şeyi döndürüp duruyordum: Cumhuriyet'ten bugüne "makbul kadın"ın resmini çizmek, onun kim olduğunu anlamaya, anlatmaya çalışmak; sonra bunların dışında kalan kadınların nasıl etiketlendiğine, çirkin ördek yavrusu, cinli, cadı, öteki ilan edildiğine; bunun araçlarına ve içeriklerine bakmak; edebiyatın bu cinli kadınlarıyla sohbete dalmak, ardından canımız Pınar'a selam göndermek. Niyetim, buydu.
devamı...

Ali Sirmen - Cumhuriyet - 08/03/2013
Bugün Dünya Kadınlar Günü. Bir grup sanatçı 7-8 Mart’ı şu anda Strasbourg’da bulunan Pınar Selek’le dayanışma günü olarak ilan ettiler. Günün sloganı ise şu: “Bana olmaz demeyin! Sizin de başınıza gelebilir. Henüz farkında değilsiniz o kadar!” Bence çok yerinde bir uyarı. Gerçekten de Pınar Selek’in başına gelenlere bakıp kimse “bana olmaz” diyemez.
devamı...
Aydın Engin - T24 - 07/03/2013
Çok değil, geçen yılın Haziran ayında bir punduna getirip bir fıkra aktarmıştım. Bugün yine “bir pundu” geldi. Yine aktaracağım. Üstelik bu kez kendim için, kendimi beladan sakınmak için… Buyrun: Bektaşi babasının pek sevdiği, dergâha yeni katılmış bir Derviş Mehmet varmış. İyi çocukmuş, hoş çocukmuş, ama pek küfürbazmış. Baba erenler Derviş Mehmet’in küfürleriyle baş edemeyince Mehmet’in ağzına bir bakla tanesi yerleştirmiş. Mehmet ağzını açtığında bakla dilinin ucuna geliyor, o da küfür etmekten vazgeçiyormuş.
devamı...
Hidayet Şefkatli Tuksal-07/03/2013
Pınar Selek için de bir haberim var: İlk defa sadece dindar/ muhafazakâr kadınlar tarafından, Pınar’a tanıklığın dile getirildiği bir imza metni ve blog açıldı. İmzalar gelmeye devam ediyor.
devamı...

Gündüz Vassaf - Radikal - 24/02/2013
Eylem yapmak eylemsizliğe hizmet edebilir mi? Sık sık yapılan saniyelik eylemler bizleri edilgenleştirir mi?
devamı...

Yervart Danzikyan - Radikal - 25/02/2013
Ahmet Kaya'yı, Yılmaz Güney'i istiyor AKP. Ama kentsel dönüşüm bahsinde "zenci" olmayı da. Her yöne esneyebilen, her mağduriyeti kapsayan bir politika karşımızdaki.Madem devlet Ahmet Kaya ile Yılmaz Güney ile barışıyor, Pınar Selek neden yurtdışında hala ve cezaevleri neden gazeteciler, Kürt siyasetçiler, muhalif sendikacılar ve öğrencilerle dolu?
devamı...

Baskın Oran - Radika İki - 24/02/2013
"E-postayla bir mektup geldi. Pınar Selek'in davasıyla ilgili şaibeli şeyler söylüyor: 'İnceledik, orada kesinlikle en ufak bir bomba emaresi yoktu. Tüp patlamasıydı ama bunu millete açıklamadılar. Üstünü kapattılar'"
devamı...

Tanıl Bora - Birikim
Adalet göreceli bir değerdir, tarifi müşküldür. Dahası, çok yüksek bir hedef göstermez bize, bir asgari değerdir. Muhafazakarların (isterseniz muhafazakar-demokratları deyin) "eşitlik değil adalet" te ısrar etmesi, bize fikir verecektir.
devamı...

Yücel Sayman - Evrensel - 01/02/2013
Pınar Selek davasını düşünüyorum. Fransız, İngiliz, Alman, Amerikalı…Vatandaşlığı ne olursa olsun yabancı bir hukukçuya, iyi bir ceza hukukçusuna davanın geçirdiği aşamaları anlatabilmenin bir yolunu arıyorum. Bulamıyorum. Ben anlatabiliyorum ama karşımdaki yabancı iyi ceza hukukçusunun anlayabilmesi olası değil. Anlamıyor ve suratındaki ifadeden ‘Yücel Baro Başkanı olmuş, hukuk fakültesi öğretim üyesi ama böylesine önemli bir davanın geçirdiği aşamaları bile anlatamıyor, herhalde bilmiyor’ diye düşündüğünü çıkartıyorum.
devamı...

Şubat 2013 - Yeni Dünya Halk Gazetesi - Fatma Şenden
1998 yılında meydana gelen Mısır Çarşısı patlaması yargılamalarından üç defa beraatle çıktı sosyolog Pınar Selek. 25 Ocak 2013’teki sonuncu duruşmanın akşamında yüzlerce kişi Taksim meydanından Galatasaray önüne kadar yürüdü. Herkes “şok”tan ötesi bir ağırlık taşıyordu. Sonra “Pınar için, adalet için”, “Pınar’a özgürlük, hepimize özgürlük” sloganlarını attıkça, içimizde yükselen öfkeyi bir nebze olsun dindirdik.
devamı...

16.02.2013 - Nazan Özcan - Radikal Kitap
“Kara Peçeli Cadı kabusu başladığında doğmamışım. Ama o kadar çok bahsedildi ki yaşamış gibi biliyorum. Çocukluğumda bu cadının kötülüklerini dinledim hep.” Pınar Selek ise bu cümleyi yazan, bin türlü okuması var. Politikadan okursun, feminizmden okursun, ülkeden okursun, üç beraatin bir müebbet etmesinden okursun. Ya da her şeyi bir kenara koyup, 2009’da piyasaya çıkan ve şimdi de yeni baskısı yapılan Siyah Pelerinli Kız çocuk kitabının üzerinden ve Selek’in masal sevgisinden okursun: Ne yazmış Pınar mesela ona bakarsın: “Başka yerlerdeki çocuklar kim bilir ne masallar dinliyordu... Büyülü, perili, mucize ve hayal dolu rengarenk masallar!” Tam Pınar Selek’lik bir iş aslında.
devamı...

Ece Temelkuran - Birgun - 10/02/2013
Onlar Pınar'dan bir harfini çaldılar. Bizim işimiz şimdi ona bütün Türkçe harfleri vermek. Durmadan bıkmadan ona Türkçe karakterler göndermeliyiz. Sevildiğini, onun yanında olan herkesin çoğalarak yanında olmaya devam ettiğini bir an bile unutmamalı
devamı...

Aslı Güneş - Evrensel - 10/02/2013
İktidarlar masal anlatırlar. İktidarların masalında kötüler yedi başlı ejderhaya savaş açanlardır. İktidarların tüm masalları hep aynı kıssayla biter. “Bir varmış bir yokmuş” diye başlayan bütün masalların ezeli ve ebedi iyisi olarak hep orada ve bizim için var olan iyisidir o. İktidarlar masal anlatırlar. Bütün mutlu sonların kendi varlıklarına, kendi bekasına tescillendiği masallar. İyilerin ve kötülerin elçabukluğuyla yer değiştirdiği, uğursuz dillerin kara çaldığı iyilerin masal ülkesinden kovulduğu masallar. Önyargıları, düşmanlıkları, nefreti depreştirecek ne varsa koymuştur torbasına iktidar. Onda Siyah Pelerinli Kız’ı bir dokunuşla Kara Peçeli Cadı’ya dönüştürecek bir maharet olmasa da güç vardır. İktidarın bütün masalları insanlar tarafından öpülmeyi bekleyen kurbağalar hakkındadır.
devamı...

Mehmet Antmen-Birgün-29/01/2013
Bu ceza sadece Pınar'a değil, Pınar gibi düşünen, onun gibi mücadele etme niyeti olan, yaşamı ciddiye alan tüm aydınlara yöneliktir. Bir gözdağıdır.
devamı...

Karin Karakaşlı - Radikal İki - 03/02/2013
Bence tek bir soru var, onu da sormak Pınar'ın hakkı: "Siz benim dönebileceğim bir ülkeyi ne zaman var edeceksiniz?" Yapamıyorsak, yuh olsun hepimize
devamı...

Ayşin Altun - Marksist.org-06/02/2013
"Cadı" kelimesi yaşlı ya da genç şifacılara verilen ad, kökeni akıl ve bilgiyi temsil etmesine rağmen kapitalist üretim tarzına dayalı yeni bir dünya ekonomisi ortaya çıktığında kötücül anlamını kazanıyor. Tıp bilimi "güçlü" erkekler tarafından devralınırken güçlü kadınlar şeytanlaştırılmış.
devamı...

Etyen Mahçupyan - Zaman - 06/02/2013
Askerî vesayetin bitmesiyle özgürleşmesi beklenen siyaset, kangren olmuş somut sorunların yükü karşısında kolayca edilgen durumlara düşebiliyor. Örneğin Başbakan, yargının Ergenekon davasında yavaş davranmasından ve yüzlerce alt rütbeli subayın suçlu olup olmadıkları belirlenmeden tutuklu halde kalmasından rahatsız… Öte yandan hükümet yargıya müdahale suçlamasıyla karşı karşıya kalmak istemiyor. Ne var ki bu durum yargı içinde çeşitli ideolojik tutumların ‘özgürleşmesiyle' sonuçlanabiliyor. Pınar Selek davası bu sürecin ilginç ve olabildiğince müdanasız bir örneği…
devamı...

Ali Akay - Radikal - 06/02/2013
Maurice Blanchot bir gün sorumluluğun bir insana karşı kahredici bir sorumluluk olduğunu yazmıştı: “Eğer insan yıkıma uğruyorsa bu bizi yatıştırıcı kılmaz; ama buna göre ve bu harekete rağmen insan hâlâ mahvedilemeyen bir varlık olarak kalırsa o zaman kahredici bir durumla karşı karşıya kalmışız demektir; yani bizim kendimizden kurtulmaya şansımız kalmamış olur; ne de bu kahredici sorumluluğumuzdan kurtulabiliriz.” Bu, bir insana insanca olan bir sorumluluk anlamına gelmemekte. Daha da kuvvetli bir sorumluluk demek, bir insana, oradaki diğer insanlara, tanıdıklara, aşina olduklarımıza, bir yöreye, bir şehre, bir coğrafi alana olan sorumluluk.
devamı...

Nurşen Yıldırım, Kadınların Kurtuluşu
Evet, onun hayatı da bir yolculuk hikâyesi. Elinde çantası, nerede bir haksızlık, eşitsizlik var, orada. Şu an Fransa’da olsa bile biz onun Hrant’ın ölüm yıldönümünde Agos’un önünde “Buradayız Ahparig” dediğini, Samatya’da “Kardeşime Dokunma” diye bağırdığını, ÇHD basıldığında adliye koridorlarında olduğunu, kadın cinayetlerinde müdahillik istediğini, yüreğinin barış diye attığını, çocuklarla birlikte İstanbul’un arka mahallelerinde dolaştığını biliyoruz. Ve biliyoruz ki bir gün barışı, adaleti ve sevgiyi Pınar ve Pınar’ın dostları olarak hep birlikte getireceğiz.
devamı...

Aksak Terazi
15. yılına giren bir dava Pınar Selek davası. Sembol dava demek daha doğru, nedeni adaletin ne kadar buharlaştırıldığının, yargılamanın adaletten nasıl uzaklaştırılıldığının göstergesi olması.
devamı...

Samim Akgönül / Taraf / 04.02 2013
Ülkemizin çetrefilli sorunları var. Bu teşhiste herhalde yanılmak imkansız. Ancak daha zoru neden demokrasiyi içselleştirmiş toplumlarda benzer iptidai sorunlar halledilmiş de Türkiye toplumunda halledilememiş sorusuna kapsayıcı bir cevap bulmak. Bu sorunun cevabı ülkedeki toplumsal temellerin ta başından beri zayıf ve yapay olmasında yatıyor olabilir. Bu zayıflık, bu yapaylık ülkede iktidarı elinde tutanlar tarafından da o kadar iyi biliniyor ki, kırılgan dengeyi bozabilecek her akıldan, her sözden, her bireyden öcü gibi korkuluyor. Ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri bu korkunun bertaraf edilmesi, korkulan aklın fiziksel olarak yok edilmesiyle eş değer tutuluyor.
devamı...

Karin Karakaşlı - Agos- 01/02/2013
Bir mahkemenin üç ay içinde yasaları hiçe sayışına, kendi kesin beraat hükmünden dönüşüne ve hayat, insana aşık bir sosyologu ‘katil’ ilan edişine tanık olduk. İncelikli heyet operasyonu sonrası mahkeme başkanı on beşinci yılda da beraat hükmünde direnirken, nedense geçen Şubat beraat veren bir heyet üyesi şimdi ‘müebbet’ deyip, o kararı okuyabildi. Karar diye zaten kimbilir kaç zaman önce yazılmış kırk altı sayfanın özetini.
devamı...

Ayşe Akdeniz -Agos/Şapgir- 01/02/2013
Ayşe Akdeniz, Pınar Selek davasından yola çıkarak tanık olmanın yüklediği sorumluluğu yazdı. "Bizler, Pınar’a tanık olanlar, onunla birlikte yargılanan sanıklarız aynı zamanda. Yok birbirimizden farkımız."
devamı...

Sibel Yerdeniz-T24-01/02/2013
Frazer “İlkel insanlar genellikle cesaret, erdem ve başka birtakım özellikler aşıladığına inandığı için birini öldürüp etini yer ve kanını içerlerdi” diyor. Pınar Selek için kalemlerini kıranlar ile ilgili tek söyleyebileceğim, keşke onların da en azından bu tür ‘ilkel’ nedenleri olsaydı; zira gözden çıkardıkları kurbanın kanı hayal bile edemeyecekleri kadar erdem ve cesaret taşıyordu.
devamı...

Serdar M. Değirmencioğlu - Evrensel 26/01/2013
Ben olanları görüyorum. Yapılanların ne olduğunu biliyorum. Sana suç bulaştırmak isteyen ucubeliği tanıyorum. İşte bu nedenle, tanıklık ediyorum. Ama bunlara tanık olmak istemiyorum. Engizisyon görevini yapmayı sürdürüyor. Gerçekleri dile getirenlerin cezasız kalmayacağını topluma apaçık göstermek istiyor. Pınar Selek’e işlemediği bir suçtan cezalar kesildiğine, buna da “adalet” dendiğine hepimiz tanığız!
devamı...

Sennur Sezer - Evrensel 30/01/2013
On beş yılda üç kez beraat ettirdikten sonra mahkeme kendi verdiği kararı bozarak ağırlaştırılmış müebbet kararını neden verdi? Pek çok köşe yazarı gibi sorabilirim: Bu kararın gerisinde ne var? Bu sorunun yanıtını sen biliyor musun Pınar? Senin ipeğe benzer bir yanın var, güzel ve dirençli. Ve kolay sezilmiyor ama incinen. Son duruşmandan sonra canımı öylesine yakan “Bunca yıldır süren mahkemelerde ben hiçbir zaman mahkum olmadım. Bu mahkûmiyeti öğrenince kendi ölüm ilanımı almış gibi oldum” sözlerin de o incinen yanının itirafı.
devamı...

Hilal Kaplan - Yenişafak - 30/01/2013
Selek'i, 28 Şubat yargısı mağdurlarından biri olarak görüyorum. Mirzabeyoğlu'nu hedef gösterip, işkencelerden geçirip sonunda kanıtsız delilsiz terör örgütü lideri yapan zihniyetle, Selek'i hedef gösterip, işkencelerden geçirip sonunda kanıtsız delilsiz katil yapan zihniyet aynıdır. Ne yazık ki üzücü olan, aynı zihniyetin bazıları tarafından hâlâ sürdürülüyor olmasıdır. 28 Şubat'ın salâsını okuyanların, çok aceleci davrandığını bir kez daha görüyoruz maalesef.
devamı...

KARİN KARAKAŞLI - Radikal 2 /27.01.2013
Milliyetçilik hortlatan, katil yaratan ortamla mücadele için zihin, ruh, kalp mıntıkalarında genel temizliğe gidilmedikçe bir şeylerin kolay kolay değişeceği yok
devamı...

Tuğçe Tatari- Akşam - 27/01/2013
Geçen hafta karar verdim; 'Hafifleyeceğim' dedim. Gündemin üzerimde yarattığı etkiden sıyrılacak, bir süre light takılacağım. Mümkünse güldürecek yazılar yazacağım. Mesela Cemil İpekçi Koreli olmuş, adını Piao Liang olarak değiştirdiğini açıklamış. İşte bu konu tam bana göre! Ama ne mümkün. Ben akıl sağlığımı korumak için hafiflemeye çalışırken, bakın geçen hafta ülke gündeminde neler vardı... Müebbet mi dedin? Mısır Çarşısı'nda 7 kişinin ölümü, 127 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan 1998 yılındaki patlamaya ilişkin davanın 15. yılında, Pınar Selek'in beraat kararını bozan Yargıtay'a uyan mahkeme, Pınar Selek'e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Daha önce delil yetersizliğinden üç kez beraat kararı verilmiş bir davanın finali müebbet oldu. Çok ilginç değil mi? Üstelik dosyaya yeni bir delil eklenmiş değil. İnsan ister istemez 'Pınar Selek'e ceza vermek için ellerinden geleni yaptılar' diyor. Delil yok ama müebbet var!
devamı...

Saliha Gündüz - Meydan Gazetesi 28/01/2013
Pınar şimdi Strasbourg Üniversitesinde doktora yapıyor. Buralardan çok uzakta. Yeni kitabını yazdı, çalışmalarına devam ediyor. Geçtiğimiz 24 Ocak günü ise davası görüldü ve mahkeme Pınar’ı ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırdı. Hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Bu süreçten sonra Pınar’ın avukatları yeniden Yargıtay’dan beraat kararı isteyecekler ve Pınar’ın dostları ona tanıklık eden milyonlar yine adalet istiyoruz diye haykıracaklar. Ancak Pınar’ın hikayesi aslında benzer süreçleri yaşayan binlercesinin hikayesiyle aynı. Yaşanan her türden adaletsizliklere karşı mücadele eden ve direniş gösteren kim varsa onları hayattan söküp alan bir devlet ve onun adalet sistemiyle karşı karşıyayız. Demokrasi yalanıyla katliamlarını sürdüren ve barıştan, adaletten, özgürlükten bahseden kim varsa tutuklayan ve mahkum eden devlet.
devamı...

Ferhat Kentel - Taraf - 26/01/2013
Pınar’ı ne yapıp edip müebbede mahkûm etmişler... Hem de ağırlaştırılmışına... İyi... Bir karış daha büyümüşlerdir bu kararı verenler. Evet de... Dünya âlem biliyor onun suçsuz olduğunu... Bomba koyduğunu ve bunu Pınar’la yaptığını işkence sonunda “itiraf eden” bir başka sanık beraat ederken, Pınar’ın suçlu olduğunu düşünmek mümkün olabilir mi? Olamaz tabii; bunu bu “yargı” kararını verenler de biliyorlar. Ama onların niyetleri başka... Onlar Türk devletinin derin versiyonunun Pınar’la ve onun temsil ettikleriyle olan hesabını görmeye çalışıyorlar inatla...
devamı...

Şebnem Korur Fincancı-Evrensel-27/01/2013
Yeni bir yılı daha ilk ayını doldurmadan eskittik, eskisi gibi adaletsiz ve haksız, şiddetin yüceltildiği, nefret söylemlerinin ırkçı yükünün omuzlarımıza yüklendiği bir yılın bütün ipuçlarını gördük. Peş peşe gelen olaylarla yorgun bir haftaya başlar başlamaz Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet kararı suratlarımıza bir tokat gibi çarptı.
devamı...

Melek Ulagay Taylan-Bianet-28/01/2013
24 Ocak Perşembe ağır bir gündü. Uzun bir günün sonunda televizyondan Pınar'ın sesi ulaşıyor bana, "Bu mahkumiyeti öğrenince kendi ölüm ilanımı almış gibi oldum" diyor. Zor bir gün daha bitti, yarın yeni bir gün!
devamı...

Cihan Aktaş - Taraf 28/01/2013
Mahkeme Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu’nun karara muhalefetini bildirmesine karşılık Pınar Selek’in aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, zihinlerde yeni olmayan soruları bir kez daha canlandırdı: Bu davanın işte bu şekilde tutarsızlarla dolu bir istikrarı koruyarak sürüp gitmesinin asli sebebi ne olabilir?
devamı...

Ahmet Hakan - Hürriyet - 27/01/2013
Sivas davası zamanaşımına uğruyor, Uğur Mumcu davasından elde bir şey kalmıyor, Hrant davası hemen bitiriliyor... Fakat her ne hikmetse Pınar Selek davası bir türlü bitmiyor: Beraat kararları ve bozmalarla ilerleyen davada barometre, en son yine mahkûmiyeti gösterdi... Sonuç? Şudur: Üç beraat kararı var elde, bir de müebbet... Sanırım bir tek ‘adalet’ yok.
devamı...

Zeynep Oral - Cumhuriyet - 27/01/2013
Canım Pınar, Birkaç gündür birbirimizle sadece acının diliyle konuşuyoruz. Acının dili, haksızlığın, adaletsizliğin dili... Ağzımızda kekremsi bir tat... Boğazımızda düğümler... Hasret, özlem, isyan, öfke gani gani... Ama artık ağlamıyoruz. Şaşmıyoruz da... Ağlamıyoruz Ağlamıyoruz, çünkü senden dik durmayı öğrendik...
devamı...

Şükran Soner - Cumhuriyet- 26 Ocak 2013
Demokratik hukuk devleti düzenlerinde değil sadece, diktatörlüklerin geçerli olduğu düzenlerde dahi, yargı kararları çelişkilerinde, hak-adalet duygularının katledilmesinde böylesine bir örneğin ortaya çıkmış olabileceğini hiç sanmıyorum... Aynı yargılama sürecinin, suçlamalarının, delilerinin, dosyalarından.. yürütülmüş yargılamalarda üç kez verilmiş beraat kararlarının üzerine, eklemlenmiş aleyhte yeni en küçük bir kanıt bile söz konusu olmadan, aynı dosya yargılamasından, alt-üst yargı kararları, usul çelişkileri üzerinden ağırlaştırılmış müebbet cezası kararı nasıl verilebilir?
devamı...

Mustafa Sütlaş - BiaNet- 26/01/2013
olmayan bir suçun faili ilan edilip, bu haksız suçlamanın ve ona karşılık gelen cezanın kesildiği durumun mağduru olan; yaşamı boyunca her zaman çatışmadan ve şiddetten kaçınan, her zaman barıştan yana olan sevgili pınar selek ilk tepkisini "ölüm haberi almış gibiyim" diyerek verdi bir yayın organına! acılar kıyaslanmaz bunu biliyorum; ama on gün kadar önce babasını yitiren ve bunun acısını yeni yaşayan bir insan olarak, ona verilen bu mahkumiyet kararını, dolayısıyla "adaletin yok olduğunu" öğrendiğimde daha büyük bir acı duydum; buna inanın!
devamı...

Aydın Engin - T24 - 25/01/2013
Adalet dağıtmakla görevli ve yükümlü bir mahkeme hiç bir yeni kanıt, hiçbir yeni bulgu olmaksızın daha önce üç kez beraat kararı verdiği bir davada bu kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bir 12 Eylül askeri mahkemesinin Doğan Öz’ün katili için verdiği idam (Bugünkü ağırlaştırılmış müebbed hapisin o günkü bire bir karşılığı) cezasının Askeri Yargıtay tarafından bozulması üzerine “Mahkememiz sanığın bu cinayeti işlediğine emindir. İdam kararımız adalete uygundur. Ancak üst mahkeme olan Yargıtayın kararına yasa ve Anayasa gereği uymak zorundayız. O yüzden beraat kararı veriyoruz” dediğini hatırlıyorum.
devamı...

Zeynep Miraç - Milliyet Sanat - 25/01/2013
Pınar Selek’in başına gelen, sizin de başınıza geldi Yazının başına oturdum. Sanki zihnim boşaldı, hiçbir şey gelmiyor aklıma. Tek bir kişiyi düşünüyorum. Pınar Selek’i… İnatla, hukuksuzlukla, hoyratlıkla cezalandırılan Pınar’ı. Adalet değil ceza dağıtan bir sistemde yıllardır eziyet çekiyor. Biz de ona uzaktan destek veriyoruz. Onunla seviniyoruz, onunla üzülüyoruz. Ama o ceza yalnızca ona değiyor. Duruşma salonunda titreyen dudaklarla çıksak, bütün gün onu konuşsak, öfkeli sözlerimizi twitter’a nakşetsek de… Bizim hayatımız devam ediyor. Onunki duruyor.
devamı...

Muhammet Tazegül-Radikal Blog-23/01/2013
.mahkemenin kendisi hakkında üç kez beraat kararı vermesinden sonra tekrar yargılaması dünya tarihinde ilk defa ülkemizde yaşanmıştır...
devamı...

Esmeray - Taraf -22/01/2013
Efendim, Pınar Selek Davası başından beri defalarca söylediğimiz bir hukuksuzluk davası olarak ilerliyor. Çok kere yazıldı çizildi ve ben burada işin hukuki boyutuna girmeyeceğim. Çünkü artık sağır sultan bile duydu, biliyor. Fakat şunu hatırlatmakta yarar var; Pınar Selek üç defa beraat etmesine rağmen 22 kasım günü, savcının temyizinin ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda ele alınacak davada, mahkeme daha önce aldığı beraat kararından caymıştı. Daha fazla bilgi ve ayrıntıları merak edenler için www.pinarselek.com adresine girmelerini öneriyorum. Bu davanın en can alıcı yanı yıllardır bütün söylemlerini, çalışmalarını, politikalarını şiddet karşıtlığı üzerine kurmuş ve bunu bir yaşam felsefesi haline getirmiş bir insanın şiddetin en korkunç hali ile suçlanıyor oluşuyla karşı karşıya kalmasıdır. Oysa ki ben Pınar’ı çok iyi tanıyorum. Pınar’ın şöyle bir cesareti vardır; şiddet ortamına girip şiddeti, şiddetsiz bir yöntemle engellemeye çalışması... Bunu Pınar’ı tanıyan herkese sorun, bu özelliğini anlatan binlerce örnek verirler. En başta ben...
devamı...

Fazilet Veresiye Dargınayrılmayalım- KaosGl - 21/01/2013
Pınar bu oyunları seyretmeyi reddedenlerdendi, ama dışarıda bırakmadılar onu. Cezalandırmayı matah sanan bir yönetmen misali en kötü rolü yıktılar üzerine. Olmayan bir bombayı patlattı dediler. 15 sene oldu, hâlâ biri diyor “bomba yok” diğeri diyor “olmasa da o patlatmıştır”. Senaryo hayli kabak tadında ama sahneden indiren yok.
devamı...

Irmak Erdoğan - Yeniyol Dergi- Sayı 1 Ocak-Şubat 2013
Yahudi karşıtı, yanlış bir düzende var olduğunu keşfetmekten korkandır. Aksi halde bir şeyleri değiştirmesi, sınırsız bir yük sırtlanarak yazgısının yaratıcısı olması gerekecektir. Kolayı seçen Yahudi karşıtı, her şeyin sorumluluğunu, salt öyle olmasından dolayı Yahudi’ye yükler. Oysa özgürleştirici bir politika, ancak sorumluluğu sırtlayan özneler tarafından gerçekleştirilen müdahalelerle üretilebilir. Dolayısıyla Yahudi de mağdur edilmiş olmasından yola çıkarak, tüm sorumluluğu Yahudi karşıtının omuzlarına yüklememelidir.
devamı...

Yasin Durak - 09/01/2013 - Birikim
Varşova’da eski kentin meydanında Syrenka Warszawska denilen bir deniz kızı heykeli vardır. Efsaneye göre şehrin kuruluş döneminde prensin hayatını kurtaran ve ona yol gösteren deniz kızı, bir rivayete göre geceleri Vistula nehrinin kıyısına çıkarak söylediği şarkıların “büyülü” olduğunu düşünen keşişler tarafından parçalanmış, başka bir rivayete göre ise hala nehrin dibinde saklanmaktadır. Uzun yıllar boyunca bu deniz kızı figürünün Vaşrova’nın koruyucusu olduğuna inanılmıştır. Bu yüzden Nazilerin Varşova’yı işgale giriştiklerinde insanların cesaretini kırmak için ilk bombayı bu deniz kızı heykeline attıkları söylenir.
devamı...

Av. Tora Pekin - Güncel Hukuk - Sayı 109
Bu dava, bir yandan Türkiye'nin yargı sisteminin, bir yandan da adalet inancımızın sonuna kadar sınandığı bir davaya dönüştü. Ne yazık ki bu sınavlardan kimin galip çıktığını görmek için daha epey bekleyecekmişiz gibi görünüyor.
devamı...

Semra Somersan - Taraf - 01/01/2013
İnancım hangi noktada bitmişti... hatırlayamıyorum ama, çocukluğumda bir dönem vardı: yatağımın üstünde oturup Tanrı’dan isteklerde bulunurdum. Annemi-babamı koru, kardeşimle kavga etmeyeyim, matematik dersinden iyi not alayım, büyükannem çabuk iyileşsin. Kimbilir daha neler... Birkaç on yıldır yukarıdaki dâhil, kimseden bir şey rica etmedim. Öte yandan, bu yıla kavga ile başlamak istemiyorum.
devamı...

Birgün-30/12/2012
Pınar Selek davası hala devam ediyor.
devamı...

Yetvart DANZİKYAN-Radikal -24/12/2012
Demirel 1976'da "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" dediğinde bir anlamda sistemi de özetlemişti belki. Bu ülkede devlete suçunu itiraf ettiremezsiniz...Roboski'deki gibi, ölenlerin suçsuz olduklarını ispatlamaları gerekir.. Hareketli bir hafta sonu geçirdik. Cuma akşamı NTV-Star ortak yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan gündem oluşturacak çok sayıda malzeme verdi. Gündem oluşturmanın bir yetenek olduğunu da eklemeden edemedi. Yıllardır Erdoğan'ın konuştukları üzerine yazı yazmak artık biraz usandırıcı hale gelse de Başbakan o.
devamı...

Rasim Ozan - Takvim - 23/12/2012
Bu savunma 2006 yılıda yapıldı... "Hukuki dilde adı "savunma" olan bu metni çeşitli suçlamalara karşı kendimi savunmak için değil, uzun süredir yaşadığım kuşatılmaya karşı onurumu, kişiliğimi, hayatla kurduğum ilişkiyi ve özgürlük arayışımı nasıl savunduğumu anlatmak için size sunuyorum.
devamı...

Mert Pehlivanlı-http://blog.radikal.com.tr-22/12/2012
Bu harika sözlerle ilk olarak Pınar Selek'in alıntısıyla tanıştım. O günden sonra da her zaman da üzerinde düşündüğüm bir konu olmuştur. Bu sözler oldukça yoruma açık sözler bence herkes tarafından farklı yorumlanabilir. Şu an yapacağım analizin Virginia Woolf yada Pınar Selek'in analiziyle hiç ilgisi olmayacak.
devamı...

Saadet ORUÇ- Star- 22/12/2012
Strasburg’da akademik çalışmasını sürdüren Sosyolog Yazar Pınar Selek ile Paris’te buluştuk. 850. yılını kutlayan Notre Dame katedralinin hemen yanındaki tipik bir Fransız kafesinde Fransa’daki yaşamını, Türkiye’de devam eden obsesif davayı ve Türkiye özlemini konuştuk. Selek, 28 Şubat karanlığının egemen olduğu 1998 yılında bir komplo sonucu, Türkiye adalet tarihinin sayfaları arasına girecek bir şekilde yargılanıyor. Bu tarihin hukuksuzluklar bölümünün belki de ilk davası “Selek davası” olacak. Ancak günümüz Türkiyesi’nde, AK Parti iktidarında, tabular yıkılırken, ezberler bozulurken Selek davasının eninde sonunda adaletle sonuçlanacağına inanıyorum.
devamı...

Rasim Ozan - Takvim - 22/12/2012
Üç gündür 28 Şubat darbecilerinin Pınar Selek'e kurduğu alçak komplodan bahsediyorum... Peki şu an hangi noktaya gelindi? İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, sadece Türkiye hukuk tarihinde değil, dünya hukuk tarihinde de eşi benzeri uygulamada rastlanmamış skandal bir karar alarak, daha önce hüküm vermiş olduğu bir davada usul ve yasaya aykırı olarak yetkisi olmadığı halde, ikinci bir karar vererek, kendi beraat kararını geri aldı. Ceza Muhakemeleri Kanunu'na (CMK) göre, Mahkeme bir kere nihai kararını verdikten sonra, o kararını hiçbir şekilde geri alamaz veya bu konuda ikinci bir karar veremez. CMK uyarınca beraat bir ara karar değildir, bir hükümdür. Ancak Yargıtay nezdinde temyiz edilebilir.
devamı...

Soli Özel - 17/01/2013
HEMEN tüm kamuoyu yoklamaları kamuoyunun demokratik bir rejimin ince ayarına sıra geldiğinde pek de yüksek bir duyarlılık taşımadığını gösteriyor. Demokrasi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından büyük oranda seçimlerde oy kullanmakla eş değer. Siyasetçiyle toplum arasındaki temel pazarlık seçimler sırasında yapılıyor. Seçmen siyasetçi üzerindeki gücünü elindeki oydan alıyor ve o oy sayesinde paylaşma, patronaj, hizmet mekanizmalarının içine giriyor.
devamı...

Can Dündar - Milliyet - 22/12/2012
Çok özenmiştim okuduğumda: Fransa’dan öğrenci değişim programıyla Eskişehir’e gelip orada “gizli örgüt üyeliği”nden tutuklanan Sevil Sevimli’nin Bursa’daki mahkemesine Fransa’da okuduğu Lyon Üniversitesi’nin rektörü katılmıştı. Destek için gelen rektör mahkeme kapısında Sevil’i şöyle savunmuştu: “20 yaşında bir genç, dünyayı değiştirmek ister.”
devamı...

Emine Ayhan - Birikim - 10/12/2012
Bir gün Kadıköy-Taksim dolmuşunda yanımdaki anne ile 3-4 yaşlarındaki küçük kızın konuşmasını dinliyordum. Anne meraklı çocuğun ardı arkası kesilmeyen sorularını saygıyla, sabırla cevaplıyor, çocuksa soruyor, soruyordu. Derken konu akrabalardan bir abiye geldi. Annenin anlattığına göre, abi bir yaramazlık yapmış, polis amcalar da uslanması için onu alıp götürmüştü. Çocuk abinin yaramazlık yapmasını anlıyordu anlamasına ama polislerin onu uslandırmak için götürmüş olmasına bir türlü anlam veremiyor, annenin yaramazlık ile uslandırma, uslandırma ile polis arasında kurduğu ısrarlı neden-sonuç ilişkisini yeterli bulamıyor, her açıklama sonunda daha da yükselen bir sesle soruyordu: “Ama neden! Abisini niye, nereye götürüyorlardı işte!”
devamı...

Rasim Ozan-Takvim-20/12/2012
Mahkeme, 9 Şubat 2011 tarihinde Mısır Çarşısı patlaması konusunda bir hüküm vermişti. Ancak mahkemenin önüne gelen Mısır çarşısı dışındaki diğer birleşen dosyadaki bazı sanıkların beyanları alınmadığı için bu konularla ilgili yargılama, 9 Şubat 2011 tarihli oturumdan sonra da; devam edildi. Mısır Çarşısı patlaması konusunda verilen beraat kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilebilmesi için, Mısır Çarşısı ile ilgili olamayan ancak tek bir dosyada birleştirilen diğer sanıklar hakkındaki iddiaların sonuçlanması bekleniyordu. Ancak Mısır Çarşısı davası ile birleşen diğer yan davalardaki usul eksikliklerinin tamamlanmasına ilişkin son duruşma, skandal bir karara sahne oldu. 22 Kasım 2012 Perşembe günü yeni heyetle çıkan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Pınar Selek hakkında vermiş olduğu beraat kararını, beraat kararı verildikten sonra davaya ilişkin karar verme yetkisi kalmamış olduğu halde, geri aldı...
devamı...

Rasim Ozan-Takvim-18/12/2012
28 Şubat darbe sürecinde Pınar Selek'e kurulmuş komployu dün yazmaya başlamıştım. Bugün de devam ediyorum... Soruşturma süresince hiçbir avukat yardımından faydalandırılmayan Pınar Selek için ilk dava, tek kişi olarak "örgüt üyeliğinden" açıldı. Ümraniye Cezaevi'nde tutukluyken, bu kez de bir buçuk ay önce meydana gelmiş Mısır Çarşısı Patlaması ile ilişkilendirildiğini televizyon ekranlarından öğrendi. Komplo büyüyerek devam ediyordu.
devamı...

Nilgün Cerrahoğlu-Cumhuriyet-18/12/2012
Çok yerde dayanışma komiteleri kuruldu. Strasbourg Belediyesi geldiğim aylarda beni sahiplendi. 2011 güzünde geldim. (Dünya Kadınlar Günü) 8 Mart burada, Strasbourg’da benim adıma kutlandı. Sokaklarda ‘Pınar Selek’le dayanışma’ afişlerinde hep ismim ve resmim vardı. Belediyenin 40 örgütle birlikte büyük bir salonda yaptığı etkinliğe bin küsur kişi geldi. Belediye başkanı da çıkıp ‘Bu etkinliği, uluslararası kadın dayanışması olarak Pınar Selek’e adıyoruz’ dedi. Son mahkemeden bir hafta önce ise üniversite rektörü bir açıklama yaptı, benim olayımın ‘bir düşünce özgürlüğü sorunu olduğunu’, ne olursa olsun arkamda olacaklarını söyledi.
devamı...

Oya Baydar - T24 - 12/12/2012
Davalardan ikisi yarın görülecek: Ergenekon ve Pınar Selek davaları. Üçüncüsü ise, bitmez tükenmez tutuklamalarla neredeyse aralıksız sürüyor: KCK davaları... İlk bakışta birbirleriyle ilintili olmayan; suç isnatları, sanıkları, süreçleri farklı bu davaların ortaklaştıkları nokta adil yargıya olan güveni yok etmeleri, toplumda güvensizlik ve tedirginlik yaratmaları, her bir kesimin kendi hassasiyetleri açısından -bu hassasiyetler ve zihniyet dünyaları bütünüyle farklı, hatta çatışık olsa da- toplumun adalet duygusu ve algısını tahrip etmeleri.
devamı...

Rıdvan Akar-T24-18/12/2012
Pınar Selek’in yılan hikayesine dönüşen, rövanşizmin galebe çaldığı, defalarca verilen beraat kararının bozularak, husumetin canlandırıldığı bir dava daha vardı. Yargılayan heyetin değiş(tiril)mesi ile müebbet hapis talebiyle yeniden yargılanan Pınar selek binlerce kilometre uzaktan, heyecan ve özlemle vatanındaki davayı izlemeye çalışıyordu.
devamı...

Mustafa Sütlaş-Bianet-08/12/2012
bence pınar'ın asıl yaptığı çok kısa süren bir zaman diliminde bu umudu büyütecek "küçük örnekleri" yaratabilmesidir. umudu başkalarına da geçirerek büyütebilme olanağına sahip olmasıdır. sistemin kontrol edemediği, karışamadığı, herhangi bir şekilde engelleyemediği bir çıkış, bir yol, bir açık kapı bulması ve yaratmasıdır. devlet "yolgeçen hanı" değildir. devletin kuralları vardır ve eğer gerekliyse "umut" da devletin kontrol ve denetiminde, onun istediği kadar bu ülkenin insanlarına "hak ve reva" görülür. bence bu davanın "asıl hikâyesi" budur.
devamı...

Bekir Ağırdır-duzceyerelhaber.com-17/12/2012
Pınar Selek davasını münferit bir olay, yalnızca Pınar Selek’in başına gelmiş bir şanssızlık olarak görmüyorsunuz herhalde. Bu topraklarda tek tip vatandaşlığı reddetmiş ya da “makbul vatandaş” olamamış herkes, her an böyle bir risk ile karşı karşıya. Hangi gerekçeyle, hangi olaya, hangi örgüte, hangi davaya bağlanacağınızın önemi de yok. Gerek düşündüklerinizle, gerek yazdıklarınızla ya da seçtiğiniz çalışma alanlarıyla devletçi zihniyetin sınırlarını zorluyor olmanız yeterli.
devamı...

Mehmet Atak-Evrensel-17/12/2012
Peki neden ben, sen, o değil de Pınar Selek? Bir bilim insanı Pınar Selek, bir sosyolog ama hepsinden önce bir insan aklına ve kalbine ket vurmamış bir insan. Araştırdığı konudaki insanları araştırmasının sujeleri olarak görmeyen, onları insan olarak gören; sokak çocukları, göç insanları, travestiler, şiddet mağduru kadınlar ve daha bir dolu ötekileştirileni araştırması bitince, kitabına kapatmayan, atölyeler kuran onlarla insan olarak yürüyen bir sosyolog insan. Sistem için beyaz kız olup piramitteki yerini almak dururken, siyah balık olup oyunu gören, oyunu gördüğünü söyleyen bir tehlike. Cezalandırılması gereken, devletin canını almadan öldürmekte kararlı olduğu bir hakiki insan. Hapishanelerde ehlileştirilmeye çalışılmış, işkence görmüş, bu cinnete dayanamayan annesi hayata gözlerini yummuş, sürgün edilmiş bir duru insan.
devamı...

Nilgün Cerrahoğlu-Cumhuriyet-16/12/2012
Bu dava artık Pınar’ın davası olmaktan çıkmıştır. Çünkü sadece Pınar’ın hukuk güvenliği ortadan kalkmamıştır. Türkiye’de yaşayan hepimizin hukuk güvencesi ortadan kalkmıştır. Yasa uygulayıcılar, yasayı değil de kendilerinin yarattığı bir yasayı uygulamaya başlarlarsa, hiçbirimizin hukuk güvenliği kalmaz.
devamı...

Rasim Ozan Kütahyalı-Takvim-17/12/2012
Çeşitli komploların, "andıç"ların gündeme geldiği 28 Şubat döneminin konjonktüründe kurban olarak seçilen Selek, önce; konuya eğilecek tüm araştırmacılara ve aydınlara gözdağı vermenin sembolü haline getirildi. Pınar Selek'in tahliye olduktan sonra da geri çekilmeyip barış faaliyetlerine, kadın hareketine ve bilimsel çalışmalarına ağırlık vermesi ise tehdit, saldırı ve mahkeme sürecinin uzatılması üzerinden yürütülen komployu pekiştirdi.
devamı...

Saadet Oruç-Star Gazetesi-15/12/2012
Darbelerle hesaplaşırken, 28 Şubat mağdurları hatırlanırken, Selek'in mağduriyetinin giderilmesi, kelimenin tam anlamıyla ülkemiz için yeni bir sayfa anlamına gelecektir. Defalarca beraat etmiş bir ismin ısrarla cezalandırılmaya çalışılması hukukun obsesifleşmeye başladığının trajik bir örneği olmuştur aynı zamanda.
devamı...

Elif Key-http://www.hthayat.com-12/12/2012
Ve herkes şimdi oturmuş 9 gün sonra kopacak kıyameti beklerken, biz 13 Aralık’ı bekliyoruz. Kimseden bir şey istemek avukat çocuklarının huyu olmasa da, kendim ve Pınar adına, Pınar’ın masumiyetine şahitlik etmenizi istiyorum. Çünkü 13 Aralık’ı atlatamazsak, Pınar’ı o adalet sarayının girişinde elinde terazileriyle bekleyen heykellerin altında bırakırsak her günümüz 21 Aralık, her günümüz karanlık!
devamı...

Mehveş Evin-Milliyet-12/12/2012
“Pınar Selek adaletten alacaklı. Bizse ona hukuk yoluyla reva görülen zulmün tanığıyız. 13 Aralık’ta 13:00’te Çağlayan Adliyesi C Kapısı’nda buluşuyoruz. Razı gelmediğimiz adaletsizliğe karşı hep birlikte direniyoruz.” Hala Tanığız Platformu, Pınar Selek davasında yapılan adaletsizlikleri sıralayarak, kamuoyuna çağrıda bulunuyor.
devamı...

Can DÜNDAR - 14/12/2012
Strasbourg şehir merkezinde, Kültürlerarası Yurttaşlar Hareketi (ASTU) derneğinin binası... Salonda geniş bir masa... Masanın üzerinde kıymalı-peynirli pideler, çaylar, şaraplar... Masanın çevresinde Türkler, Kürtler, Fransızlar... Akademisyenler, feministler, lezbiyenler, avukatlar, insan hakları aktivistleri... Masanın başında Pınar Selek oturuyor. Gözler televizyonda... Türk haber kanallarından, 15 yıllık bir kirli davanın sonucu bekleniyor. Bir Fransız televizyon ekibi çekim yapıyor. Pınar sık sık dönüp onlara yorum yapıyor. Bilgisayarından yorumları izliyor, duruşmaya katılanların Twitter mesajlarını okuyor. Sürekli çalan telefonuna yetişmeye çalışıyor. Öğleyin salon kalabalıklaşıyor. Pınar her gelen konukla kucaklaşıyor. Tam bir dayanışma örneği...
devamı...

Mehmet Barlas - Sabah- 13/12/2012
Bir ülkede yargı organlarının anlaşılması zor birbirine zıt kararları ile adalet ideolojik inatlaşmaya konu olursa, o ülkede haklı olanların kendilerini hukukun güvencesi altında hissetmeleri çok zordur. Bugün 14'te Çağlayan Adliyesi'ndeki 12'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yeniden yargılanacak olan Pınar Selek'in durumu,
devamı...

Cengiz Çandar - 13/12/2012
Geçen hafta Brüksel’deydim. İlk 24 saat içinde Avrupa Komisyonu’nda geçirdiğim bir buçuk saatlik süre, ardından Avrupa Parlamentosu’nda bir buçuk gün boyunca bulunmam, hiçbirşeyi olmasa bile tek bir şeyi gayet net biçimde gösterdi: Pınar Selek davası, çok yakında Türkiye’nin adının “eş anlamlı” anılacağı bir “adaletsizlik simgesi” olarak ülkemizin boynuna dolanacak. Pınar Selek davası, bir “simge dava” haline dönüşmeye başladı. Türkiye’nin üzerinde kaldıramayacağı, her uluslararası platformda önüne çıkacak bir ‘yük” olarak... Bu gözlemi, bir vesile ile Brüksel’de karşılaştığımız Adalet Bakanı’na da aktardık. Yargıtay’ın elinde bulunan bir dava için “Yürütme”nin yani Adalet Bakanlığı’nın pek fazla bir imkanı olmadığını anlatmaya çalıştı. Ne demek istediğimizin farkında gözüküyordu.
devamı...

Özgür Mumcu - Radikal - 13/12/2012
Bu hukuk korku filminin bir yerde artık bitmesi ve hakimlerin de tarihin spot ışıkları altında karar verdiklerini bilmeleri gerek.
devamı...

Zeynep Oral - Cumhuriyet - 13/12/2012
Bugün sınav günü Çağlayan'da, üç kez beraat ettiği halde yeniden müebbet hapis istemiyle yargılanan sosyolog Pınar Selek... Çağlayan'daki duruşma saat 14.00'te. Ancak duruşma öncesinde GIT Türkiye (Türkiye'de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu) ve STK'ler “Adalet Sarayı”nın önünde toplantılar düzenliyor. GIT, “Yıllardır çeşitli oyunlarla sürdürülen bu dava sürecinin salt hukuki bir mesele olmadığının, Pınar Selek'in nezdinde Türkiye'de bilimsel çalışmaların özgürlüğü ve toplumun yararına sürdürülmesi için mücadele eden insanlara karşı bir tehdide dönüştürülmek istendiğinin farkındayız” diyerek uluslararası bir kampanya sürdürüyor.
devamı...

Defne Gürsoy - Birgun - 12/12/2012
Uzun süredir bu sütunlardan istemeden de olsa uzak kaldım. Geri dönüşümün sevgili Pınar Selek ile ilgili bir yazıyla olacağını doğrusu hiç düşünmemiştim. Daha doğrusu, istemezdim. Keşke bu köşede Pınar'ın on beş yıldır kurbanı olmaya devam ettiği hukuki kepazeliğin sona ermesiyle yaşadığımız sevinci dile getirebilseydim...
devamı...

Oral Çalışlar- Radikal - 12/12/2012
Pınar Selek'in davası 15 senedir devam ediyor. Üç kere beraat kararı veren mahkeme, kendi verdiği kararı geri alarak bir hukuk skandalına imza attı. Pınar hakkında 13 aralık perşembe günü Çağlayan Adliyes'nde yapılacak duruşmada bir karar verilecek.
devamı...

Osman Can - Star - 12/12/2012
Hem devletin resmi ideolojisine, hem milliyetçiliğe, hem de erkek egemen anlayışın ortaya çıkardığı hiyerarşik ilişkilere esaslı eleştirileri olan bir sosyolog 10 yıldır mahkemelerde süründürülüyor. Defalarca beraat etmesine rağmen, her defasında tam da sorunlu olduğu ideolojinin taşıyıcısı unsurların müdahaleleriyle yeniden yargılanıyor. Verilen kararlar ve bu kararlar karşısından devletin ve özellikle yüksek yargı mercilerinin gösterdiği refleks de hukuk açısından oldukça sorunlu. Bu davanın konusu hakkaniyet olmaktan çıkmış adeta...
devamı...

Aslı Aydıntaşbaş - Milliyet -12/12/2012
Pınar Selek’i hatırlatmama gerek yok. Adını ilk duyduğumuzda, hepimiz Pınar’ın ”melek yüzlü şeytan” olduğunu, gerçekten de Mısır Çarşısı’na bomba koyduğunu düşünmüştük. Yıl 1998. Kamuoyu onu gönlünü PKK davasına kaptıran bir Beyaz Türk olarak lanetledi. Neden? Çünkü gazeteler çarşaf çarşaf Pınar’ın resmini basmış, aynen bugün yaptıkları gibi polis fezlekesini ballandıra ballandıra haberleştirmişti.
devamı...

Maya Arokan - Yeni Şafak - 12/12/2012
28 Şubat'ın en ağır yaşandığı günlerde başyalayan hukuk mücadelesi 15 yıldır devam ediyor. Mısır Çarşısı'nda patlayan bombayı koyduğu iddia edilen Pınar Selek üç kez beraat etmesine rağmen hala yargılanıyor. O'na destek için Çağlayan'da olacağız.
devamı...

Roni Margulies - Taraf -12/12/2012
Mısır Çarşısı’nda bomba filan patlatmamış olduğu gün gibi aşikâr olan, patlatmadığı çok çeşitli bilirkişi raporlarında kanıtlanmış olan, defalarca beraat eden, beraat kararları Yargıtay tarafından bozuldukça mahkemeler tarafından tekrar beraat ettirilen bir kadından devlet ne ister? Manyak bir katil gibi on beş yıl niye peşinden koşar, hayatını zehir eder, geleceğini karartır? Pınar Selek adaletten alacaklı. Yarın saat 13:00’te Çağlayan Adliyesi C Kapısı’nda buluşuyoruz. Razı gelmediğimiz adaletsizliğe karşı hep birlikte direniyoruz.
devamı...

Maya Arokan - Milliyet - 12/12/2012
28 Şubat sürecinin bütün hızıyla yaşandığı günlerde PKK üzerine araştırma yapma cüreti gösteren Pınar Selek, birileri tarafından engellendi. 1998’de Mısır Çarşısı’ndaki patlamada, üç kez beraat etmiş olmasına rağmen hâlâ ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Aslında Pınar Selek bir sembol. Onun üzerinden bize, hepimize bir mesaj verilmek isteniyor: Ayağınızı denk alın diye...
devamı...

Hakan Gülseven - Yurt - 12/12/2012
Pınar Selek davası neredeyse 15 senedir sürüyor. Kürt meselesini araştıran bir sosyolog iken, birden bire kendisini “Mısır Çarşısı bombacısı” olarak buluverdi Pınar Selek. Bilirkişiler defalarca Mısır Çarşısı’ndaki patlamanın sebebinin bir bomba olmadığını, patlamaya tüp gaz kaçağının neden olduğunu açıkladılar ama ne gam! Ayrıca, Selek’in atölyesinde bulunduğu iddia edilen patlayıcıların atölye aranmadan 22 saat önce imha edilmek üzere Emniyet’in elinde olduğu, olay yeri inceleme raporunun tarihiyle ortaya çıkmıştı ama bu komployu kuranlar araştırılmadı, haliyle ceza da almadılar. Polis, önce yaptığı sosyoloji araştırmasında kimlerle görüştüğünü öğrenmek için işkenceye almıştı, Pınar Selek’in “Filistin askısı” tabir edilen düzenekte kolu çıktı. Kolunun üzerine düştüğüne dair tutanak düzenledi polisler. Kimsenin başı ağrımadı. Pınar Selek ise “bombacı” yapılıverdi!
devamı...

Neşe Özgen - 11/12/2012
Pınar Selek müdaheleci bir sosyal bilim anlayışı ile çalışmalarını gerçekleştirdi. Müdaheleci sosyal bilim; araştırmanın aynı zamanda eylem içinde ilerlediği, bir beşeri topluluğun sorunlarının çözümü ve durumlarını iyileştirmek için araştırmacının kendi bulguları ile müdahil olduğu ve her aşamada toplululuğun bir öğesi olarak, onlarla birlikte ilerlediği bilimsel bir sosyal araştırma türüdür.
devamı...

Elif Key - Habertürk - 09/12/2012
Pınar Selek diye düşündüğünüzde aklınıza ne geliyor? 9 Temmuz 1998'de Mısır Çarşısı girişindeki Ünlüoğlu Büfe'de meydana gelen patlamadan beri, yani 14 buçuk yıldır Pınar Selek suçsuzluğunu ispatlamaya çalışıyor. Elbette dünya tarihinde bu kadar uzun sürmüş davalar var. Lakin dünya adalet tarihinde de ilkleri barındıran bir dava bu. Mesela mahkeme kendi verdiği kararın temyizini de adeta kendisi yapıyor. Ve yedek hakimle görülen duruşmada, sanıklar sosyolog Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk 3 kez beraat etmişken, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemes Haklarında yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis istiyor. Selek ise özgürlük bekliyor.
devamı...

Etyen Mahçupyan - Zaman -06/12/2012
Cumhuriyet’in vesayetçi mantığının doğal ürünlerinden olan eski DGM Başsavcısı Nusret Demiral, Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili olarak o dönem yargının yürüttüğü soruşturmayı savunmuş ve “biz çok titizdik o işte” demiş. Hemen akabinde gelen ‘Cinayetin aydınlandığına inanıyor musunuz?’ sorusunu ise “Bak şimdi kızıyorum, ben öyle şeylerin dedikodusuna girmem.” diye cevaplamış. Buradan anlaşıldığına göre cinayetin aydınlatılması tali bir mesele iken, başsavcı asıl yapması gereken işte özellikle titiz davranmaktaymış. Diğer bir deyişle bu ülkede bir yargı mensubunun titizlik göstermesi gereken alan, suçlunun bulunması, suçun cezasız kalmaması değil. Titizliğin gerekli olduğu konunun ne olduğunu yine Demiral’dan öğrenmek mümkün: “Devletin menfaatine olan bazı konular gizli kalabilir…”
devamı...

Cihan Aktaş - Taraf - 10/12/2012
Şöyle yazıyor Gülten Akın, “Akan suyu yakalayıp durdurmaktır meâl” başlıklı şiirinde: “En ağır sınavdan en saf olan geçer/ Öder geçer.” Bu mısraları her hatırladığımda aklıma Pınar Selek de düşüyor, ya da tam tersi oluyor. Bir insan hasbelkader içine düşürüldüğü bir davada nasıl bu denli istikrarlı bir şekilde hem suçlu hem de suçsuz bulunabilir? “Beni mutsuz ve yorgun bir insan hâline getirmelerine, dilimin acılaşmasına izin vermeyeceğim. Umudumu koruyacağım” diyor, Mısır Çarşısı patlamasıyla ilgili davada beraat kararı müebbet istemiyle yargılanma kararına dönüşen Selek. Şairin ola ki dilini acılaştırmaya hakkı var, ama Selek yaşadıkları nedeniyle dilini acılaştırmamak zorunda bir de. Bunu başarabilir, çünkü her hâlde bir tür saflığı var; öyle olmasaydı, kariyer peşinde koşmak yerine sokak çocuklarının arasına niye karışacaktı ki...
devamı...

Orhan Alkaya-T24-30/11/2012
Bu arkadaşın (Başbakan), her nasılsa “ecdâd”tan yâd ettiği Osmanoğulları’nın onuncu padişahı “Kanunî” namlı Süleyman’ın etrafında geçen bir televizyon dizisinin fonunda, gözümüzün içine baka baka Hrant’ımızı ölüme götüren, ifade etme sürecinin engelcisi bir kişi kamusal hayatımıza “Ombudsman” ediliyor. Bu ombudsmangiller, Pınar Selek’i uzak tarihte de bir adalet/sizlik sembolü olarak hatırlayacağımızı peşinen garanti ettiren entresan bir grup esasen. Aristofanes’ten beri hikâyeleri anlatıldığına göre, onlar da bekâlarını tesis etmiş sayılır.
devamı...

Ufuk Uras - Özgür Gündem - 04/12/2012
Adaletin t’si düşünce, geriye kalan adale kuvveti de kuvvetler ayrımının bir parçası oluyor. Can Yücel derdi ya, “Bizde kuvvetler ayrımı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleridir,” diye; topladın mı hepsinin yekünü de adale kuvveti oluyor. 14.5 yıldır süren Pınar Selek davası memleketteki hukukun nasıl işlediğinin örnek bir vakası.
devamı...

Semra Somersan - Taraf - 04/12/2012
Fotoğraflar, videolar, ses kayıtları... Kürt sorununu tüm Türkiye’ye yayacak, ve, neden olmasın , çözümü yakınlaştıracak. Hatta, Başbakan’ı sabit fikrinden, BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmaktan, mahkemeyi de Pınar Selek’i yargılamaktan vazgeçirecek. Çünkü sergi buradan Anadolu’nun değişik kentlerine taşınacak. Ora’da neler yaşandığını sağır sultan duydu-bildi sanırsınız, ama hiç de öyle değil.
devamı...

Şanar Yurdatapan - 04/12/2012
Pınar Selek davası, aynen Dreyfus davası gibi, her yanı çürük. Her yanı çürümüş yargı sistemi, kendi çarpık yapısını koruyabilmek için kör bir inat içinde, battıkça batıyor. Bir kez bir yalanı doğru kabul edince, ona değen tüm gerçekleri de çarpıtmak gerekir.
devamı...

Metin Sever- Sabah -03/12/2012
Bir patlama düşünün. İncelemelerden sonra hazırlanan altı kriminal rapor da "Bomba bulgusuna rastlanmadı," diyor. Ama 15 gün sonra yakalanan bir kişinin "Bu işi X şahsıyla yaptık," ifadesi üzerine dava açılıyor. Bu güne kadar beş bilirkişi raporu hazırlanıyor.
devamı...

Yetvart DANZİKYAN - Radikal - 03/12/2012
Bu devlet bu ülke içindeki birilerine karşı kurulmuştu. Ve nasıl kurulduysa o şekilde devam ediyor. Bunu her gün ispatlıyor.
devamı...

Karin Karakaşlı - Radikal 2- 02/12/2012
Çağlayan Adliyesi’nin tavanları sonsuzluğa yükseliyor. Ama yükselti var ferah hissettirir, yükselti var sadece size ne kadar küçük olduğunuzu göstermek için oradadır. Metrelerce uzanan o tavanlar, girişteki o elinde terazi tutan devasa adalet tanrıçası zebanileri, bütün sesleri uğultuya dönüştüren akıl almaz mekân hacmi, göz alan parlak yer kareleri her şey ‘düzen ve sistem’ karşısında ne kadar küçük ne kadar aciz olduğumuzu idrak etmemiz üzerine kurulu. Bireyi bu kadar yutan başka bir mimari daha var mıdır, bilmem. Ama ne yalan söylemeli Çağlayan Adliye Sarayı, yaşadığımız travmaya pek uygun bir fon oluşturdu. Eh, yaşanan ta parodi lezzetinde bir tiyatro oyunu olunca, dekor olarak iyi gitti.
devamı...

AV. EMRULLAH BEYTAR - Taraf - 02/12/2012
Hak, adalet ve hakkaniyetin tecelli yerleri olan mahkemeler, herhangi bir ideolojinin veya siyasi erkin güdümüne girdikleri zaman çekilmez birer zulüm aracına dönüştüklerini tarihi tecrübeler tanıklık etmektedir.
devamı...

PROF. DR. AYŞE GÖZEN-Taraf-01/12/2012

27 Kasım günü Pınar (Selek) için yapılan toplantıda avukatı Akın Atalay’ı dinlerken, kendimi Kafka’nın “Dava”sının içinde hissettim. Ne rastlantı ki, oyunu birkaç yıl önce Pınar’la birlikte seyretmiştik; şimdi o izleyici koltuğundan kalkıp, sahnenin içine düşmüştü. Korkunç olansa, artık bir oyunda değil hayatın orta yerindeydik. Akın Atalay’ın verdiği ayrıntılar, Kafka’nın bile hayal gücünü zorlayacak türden. Umarım o ayrıntılar bir şekilde yayımlanır da kamuoyu işkence altında verildiği itiraf edilerek vazgeçilmiş bir ifadenin ve birkaç farklı bilirkişi grubunun hazırladığı “bomba değil, tüpgaz patlaması” raporlarına rağmen “bomba” çıkarsamasının, tekrar ve tekrar ve tekrar pişirilip adaletin kürsüsüne nasıl servis edildiğini tüm açıklığıyla öğrenir. Biz bu ayrıntıları yeni duyuyor olabiliriz ama karar vericilerin bilmemesi mümkün mü? Ama orada da hayat, oyundan daha acımasız. devamı...


Esmeray-Taraf Gazetesi-28/11/2012
Pınar hakkında iddia ettiğiniz suçlamalarda, ta başından beri bütün o zaman içerisinde saniye saniye Pınar’ın yanındaydım. Birinci derece tanığım! Şimdi kalkmış sizin mahkemeleriniz Pınar’a müebbet cezası vermek istiyor bunu da üç kere beraat kararı verdikten sonra yapıyor. Avukatlar da zaten yaptıkları açıklamada yerel mahkemenin kendi verdiği nihai kararı yeniden değerlendirme yetkisinin olmadığını söylediler. Sizler neye ceza vereceksiniz? İşte siz bu suçlamaları iddia ederken biz atölyede bunları yaşadık. Oysaki hepimiz o atölyedeydik neden sadece Pınarı çekip aldınız aramızdan? Kendimiz kadar Pınar’dan eminiz! Ben Esmeray olarak diyorum ki: “Eğer bunlar suçtur, müebbetliktir diyorsanız, efendiler o zaman beni de yargılayın. Çünkü birinci derecede tanığım ben!”
devamı...

Zeynep Oral - Cumhuriyet - 29/11/2012
İşkence, yasadışıdır. Sosyolog, yazar Pınar Selek’e tam 14 yıldır işkence yapılıyor. Resmen hukuk eliyle; “adalet” alet edilerek işkence devam ediyor… Pınar’ın, cezaevinde ve emniyette görmüş olduğu filistin askısı dahil olmak üzere işkencenin izleri uluslararası kurumlar tarafından çoktan raporlarla belgelendi. Hiç kuşkum yok ki, günün birinde 14 yıldır yaşamakta olduğu bu hukuk eliyle işkence de belgelenecek ve hukuk fakültelerinde ders niyetine okutulacak! Bizim ülkemizde değilse bile, uygar, çağdaş ülkelerde…
devamı...

Pelin Batu-Milliyet-29/11/2012
Kahraman, karanlık güçler tarafından ilelebet kovalanır. Haksızlığa uğramıştır, derdini anlatamaz. Herkes onun suçsuz olduğunu bilir, bir şey yapılamaz. O hep kendini anlatmak için debelenir, kimse dinlemez. Kafka’nın taş yüzlü memurları, sonsuz koridorları vardır karşısında, önünde, arkasında. Ama biz biliriz, seyrederiz. Ah deriz ah, kurtulsa da rahat bir nefes alsak. Uğradığı haksızlık düzeltilse de, adalet duygumuz yerini bulsa.
devamı...

Ali Akay - Radikal - 28/11/2012
Pınar Selek davası bir karalama davası olarak kategorileşiyor. Suçlanan kişi, böylece suçsuzluğundan arındırılıyor, davanın 'şeyi' haline sokuluyor.
devamı...

Amberin Zaman - Habertürk - 27/11/2012
Kime mi? Kürtler tabii ki? Sanırım 14 yıldır mahkemelerde süründürülen sosyolog Pınar Selek üzerinden verilmek istenen ders bu: Kürt meselesini deşen, araştıran yanar.
devamı...

Baskın Oran - Radikal - 26/11/2012
Sosyolog Pınar Selek ’i üç defa beraat ettiren mahkeme, heyet değişince ‘beraat kararını geri aldı’. Tırnağa alıyorum, çünkü böyle bir şey hukukta O-LA-MAZ. Olur da, tek kelimeyle absürd olur, o zaman da hukuk kalmaz. Ama felsefeyi bırakalım, bu acayip davayı otopsiye yatıralım.
devamı...

Hikmet Çetinkaya - Cumhuriyet - 27/11/2012
Uzun süren yargılama sonucu Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk, Mısır Çarşısı olayında mahkemece aklandı. Bu kararı İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi verdi. Sürecin bundan sonrası ilginçti... Yargıtay 9. Ceza Dairesi, aklama kararını bozdu, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı bozma kararına itiraz etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu itirazı reddetti.
devamı...

Özge Başak Taneli - Birgün - 25/11/2012
Tinerci çocuklardan korktular. Travestilerden korktular. Ne aynı mahalleyi paylaşmak istediler onlarla ne aynı bakkaldan alışveriş yapmayı. Evlerini, dostluklarını, komşuluklarını, insanlıklarını, bir basit merhabalarını çok gördüler. Sokaklarından bile geçmek istemediler. Onlar tinercilerle, sokak çocuklarıyla, travestilerle göz göze gelmekten korkan, arkalarından onlara kötü bakışlar savuran insanlar. Pınar Selek ise eşcinsellerin, travestilerin, transseksüellerin, tinerci çocukların sokaklarına, dünyasına giren, onlarla yaşayan, bizi alt kültürlerin dışlanma mekanlarının içine sokan bir kadın.
devamı...

Murat Belge - Taraf - 24/11/2012
Pınar Selek davasına yeniden başlanacakmış. Yargıtay öyle uygun bulmuş (Yargıtay zaten hep öyle uygun buluyor): bu sefer yerel mahkeme de Yargıtay’ın uygun bulduğuna uymaya karar vermiş. Bu dava 1998’de başlamıştı; şimdi 2012’nin sonundayız. Bu galiba üçüncü yargılama oluyor.
devamı...

Balçiçek İlter - Habertürk - 24/11/2012
Sosyolog-yazar Pınar Selek tam üç kez beraat etmedi mi? Mısır Çarşısı davasıyla birleşen diğer yan davalardaki usul eksikliklerinin tamamlanmasına ilişkin son duruşmada ne oldu? Yani önce "beraat" kararı veriyorsun, Yargıtay onaylıyor, sonra Yargıtay kararına rağmen kararı bozuyorsun! Bu ne?
devamı...

Mustafa Sütlaş - Bianet - 22/11/2012
Mahkeme Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya ilişkin davada, sanıklar sosyolog Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında verdiği beraat kararında direnmekten vazgeçti. Sanıklar bir kez daha müebbetle yargılanacak.
devamı...

Aydın Engin-T24.com - 23/11/2012
Kupkuru bir haber cümlesi: “Yerel mahkeme Yargıtay'ın ‘Pınar Selek cezalandırılsın’ kararına ‘usule aykırılık’ nedeniyle direnmekten vazgeçti...” Ne anladınız? Eğer hukukçu değilseniz, ne okuduysanız onu. Ama eğer hukukçuysanız ağzınızdan kırık dökük cümlecikler döküldü: - Yok artık… Olamaz… Nasıl yani ?.. Şaka mı bu?.. Şaka değil ey okur! “Devlet kini”dir bu ve deve kininden beterdir.
devamı...

Karin Karakaşlı - Radikal iki - 23/09/2012
Devletin sevgiden korkması ne kadar hazin, değil mi? Ayrımcılığa ve şiddete karşı çıkmak, sözün hakkını savunmak, her gün verilen bir sınav. Görmemeyi, bilmemeyi tercih edenlerin yanında, hayatını hakikatini ortaya çıkarmaya adayanlar, hayatı bizzat bu adanmışlıktan bilenler de var. Onlardan ikisi bu yıl, kendisi bu yolun en büyük temsilcilerinden Hrant Dink adına verilen, Uluslararası Hrant Dink Ödülü"nün dördüncüsünün sahibi oldu. Türkiye’den İsmail Beşikçi ve Rusya’dan Uluslararası “Memorial” Topluluğu adına Memorial İnsan Hakları Merkezi Direktörü Alexander Cherkasov’a verilen ödüller, farklı zaman ve mekânların o hep aynı hikâyeyi ve bitmeyen mücadeleyi gözler önüne serdi.
devamı...

Sibel Yerdeniz / Amargi Dergi -01/08/2012
Bu dava Pınar’ı değil, hepimizi tehdit ediyor. Hepimizin içindeki en sıcak umudu, en aydınlık gülüşü, en sevecen yanımızı, göz bebeğimizi, yaşama sevincimizi, geleceğimizi tehdit ediyor. Farkında mısınız?
devamı...

Pınar Öğünç - Radikal - 30/07/2012
Teşbih değil, Pınar Selek'in 14 yıldır bu dava üzerinden yaşadıklarının 'işkence' olduğu tescilli. Duruşma çarşamba günü.
devamı...

Aydın Engin-T24-01/08/2012
Bu sabah Çağlayan Adalet Sarayında (Saray!) bir duruşma var. Belki siz bu satırları okurken çoktan görülmüş, bir karar verilmiş olacak. Pınar Selek yargılanacak. Hakkında aynı mahkemede üç kez beraat kararı verilen, Yargıtay’ın birer hukuk bilgini olması gereken yargıçlarınca üç kez beraat kararı bozulan ve üç kez ömür boyu hapse mahkûm edilmesi gerektiğine karar verilen Pınar Selek’in duruşması.
devamı...

Oya Baydar-T24-01/08/2012
Türkiye’de on dört yıldır görülmekte olan bir dava var: Pınar Selek davası. Hukukun üstünlüğüne inanan etik ve vicdan sahibi yargıçların üç kez beraat ettirdiği, Yargıtay’ın her defasında bozduğu, mahkemenin bugüne kadar benzeri az görülmüş bir kararlılık ve cesaretle beraat kararında ısrar ettiği bu davada, Pınar Selek işlemediği bir suçtan -idam cezası kaldırıldığı için- müebbedle yargılanıyor.
devamı...

Mehveş Evin-Milliyet-01/08/2012
Bugün Pınar Selek, 14 yıllık “Mısır Çarşısı davası”ndan üç kez beraat ettiği halde tekrar yargılanmak üzere mahkemeye çıkacak. Pınar Selek davası, Türkiye adaletinin turnusol kâğıdı oldu. Umarız adalet yerini bulur ve yılan hikâyesine dönen dava, bir daha açılmamak üzere kapanır.
devamı...

Cengiz Çandar-Radikal-01/08/2012
Türkiye'nin utanç verici yargı sicilinin simgesi haline gelen Pınar Selek davası tekrar görülecek.
devamı...

Etyen Mahçupyan-Zaman-21.05.2012
Pınar Selek, bir araştırmacı... Bir gün Mısır Çarşısı'nda patlayan bir bombanın sorumlusu olarak yıllardır peşinden gidiliyor. Onu ihbar eden kişinin yalan söylediği ortaya çıkarken yargı söz konusu kişiyi çoktan beraat ettirdi. Bu arada patlamanın bomba nedeniyle olmadığına dair bilirkişi raporları geldi. Savcılığın ve üst mahkemenin ısrarcılığına karşın Selek tam üç kez beraat etti. Ne var ki bunun yarattığı ideolojik tatminsizliği aşmak kolay değildi... Henüz iki ay önce savcılık yeniden ağırlaştırılmış müebbet hapis isteyebildi. Hiçbir somut delil olmamasına rağmen... Çünkü meselenin esası farklı yerde... Burada da o malum duygu var ve hiç de 'iyi' bir duygu değil.
devamı...

Füsun Demirelle söyleşi-20/05/2012-Radikal
Ortaçağda kilisenin ‘şeytanın uşağı’ benzetmesiyle birer günah keçisine dönüşen kadınlar tamamiyle kilisenin, erk olanın ve erkek hâkimiyetinin buyruğunu reddeden kadınlardı. Kadınları ‘cadı’ diye toplum dışına iten erkek egemen dindar zihniyetse, cinselliği bastırılmış din adamları, hâkimler falandı. Hangi kadın yumruklaştı Meclis’te? Bir örnek de Pınar Selek davasıdır. İktidar Pınar Selek ’i ortaçağ engizisyonlarındaki gibi süründürmüş; onu avladıkları kötü bir cadı gibi yansıtmıştır.
devamı...

Oral Çalışlar - Radikal - 20/04/2012
Pınar Selek davası 14. yılına girdi. Hala sonuçlarının ne olacağı belli değil. Pınar'a 'Ne yapacaksın?' diye soruyorum. Sorunun cevabı yok.
devamı...

Esmeray - Taraf - 14/03/2012
On dört yıldır kamuoyunca bilinen bu dava aslında bitmişti. Ama hâlâ devam ettirilmeye çalışılıyor, bitirmemeye direnenler tarafından! Arkadaşım Pınar Selek de, sırf bir sanığın sonradan reddettiği, işkence altında imzaladığı anlaşılan ve skandala dönüşen “eylemi birlikte yaptık” ifadesine dayanılarak, Mısır Çarşısı patlamasıyla ilişkilendirilmişti. Mısır Çarşısı ile ilgili “eylemi yaptık” diye ifade imzalattırılan sanığın beraatı temyiz edilmediği için kesinleşmiş, kazanılmış hakkı doğmuştu. Ama bu olayla ilgili hiç bir beyanı bulunmayan Pınar’ın hâlâ ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenmektedir.
devamı...

Karin Karakaşlı / Radikal 2 - 11/03/2012
Bazı şeylerin ne kadar absürt olduğunu anlamak için yapılacak tek işlem, yaşananları başka bir dile çevirerek karşıdaki yabancının çaresizce anlamaya çalışmasını izlemek. O gözlerdeki “Nasıl yani?” sorusu, size, dünyanın en doğal şeyiymişcesine yaşamaya mahkûm edildiğiniz akıl almazlığı tam da o an dank diye kavrama fırsatı verir.
devamı...

Aydın Engin - T24 - 08/03/2012
Devlet kini’nin bir başka somutlanışı da Pınar Selek’in ömür boyu ağırlaştırılmış hapisle cezalandırılmak istendiği “Mısır Çarşısı” olayı. Onun ayrıntılarına hiç girmeyelim. Sadece poliste “ Bombayı Pınar Selek getirdi., ben patlattım” diyen sanığın beraat ettiğini, hakkındaki tek kanıt bu sanığın polisteki itirafları olan Pınar Selek’in ise ömür boyu hapse mahkum edildiğini söyleyelim.
devamı...

Defne Gürsoy - Birgün - 07/03/2012
Ülkemizde son aylarda yaşanan sıradan faşizm örnekleri giderek büyüyor. Keyfi tutuklamalar, devletin bakanının fütursuzca yanlarında yer aldığı nefret kusan ırkçı gösteriler, medyadaki genel otosansür uygulamaları derken, "ileri demokrasimiz" inanması güç bir kara sayfaya daha şahit olmakta...
devamı...

Karin Karakaşlı - RADİKAL -20/02/2011
Umut dediğiniz, boğazınızdan aşağı akan acılığa karşın en leziz reçelleri yapmakla, zehirlenmeden sevebilmek ve kendi kalmakla ilgili
devamı...

Aslı Erdoğan - 14/03/2011
Müebbetle yargılanırken bayılan arkadaşını merak eden, kelepçeli elleriyle sokak çocuklarına gülümseyen Pınar Selek, 13 yıl sonra artık gücünün azaldığını söylüyor. ‘Ama ben şanslıyım’ diye ekliyor kuşlara özgü bir saflıkla, cömertçe, ‘benimle dayanışanlar hep oldu.’ Üçüncü beraat kararı açıklanıyor, aynı anda sevinç çığlıkları atılıp gözyaşları dökülüyor. Herkes birbirine sarılıyor. Şarkılar, halaylar… ‘Ağlayıp zırlayanları çekin!’ diye buyuruyor bir yönetmen kameramanına, bizleri, kadınları işaret ederek… Bir iki gün içinde savcının itirazının 3. beraat kararını geçersiz kıldığını öğrenecek, hangi sözcüğe tutunup yola devam edeceğimizi bilemeyeceğiz. Adalet, hakikat, gerçek… Belki bize, ‘ağlayıp zırlayanlara’ kalan deniz, yalnızca deniz.
devamı...

Derya Sazak - Milliyet -14/02/2011
Kamu vicdanın 13 yıldır sarkaç gibi ‘beraatle mahkumiyet’ arasında gidip geldiği Pınar Selek davası 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üçüncü kez beraatle sonuçlandı. Mısır Çarşısı’ndaki patlamanın sosyolog Selek’in suçlandığı bir bombalama olduğu iddiası, bilirkişi raporlarıyla aksine bulgular ortaya koyarken, yerel mahkemenin kararına Yargıtay direniyordu.
devamı...

Dilek Kurban-Radikal/ 26.02.2011
Selek’in evsizler, sokak çocukları ve transbireylerle yaptığı atölye çalışmaları, onun, alışıldık akademisyenlerin aksine, topluma değmesine, görünür olmasına ve bu ‘tehlike’ arz etmesine yol açtı. Böylesi bir akademisyene uygulanacak en uygun sansür, yaptırımların en ağırı, ceza hukuku olmalıydı.
devamı...

Hikmet Çetinkaya -Cumhuriyet-12/02/2011
Yazımı yazdığım saatlerde, Pınar’ın Berlin’den seslenişi hâlâ kulaklarımda... Umut, umutsuzluk, hüzün, sevinç iç içe. İncelikli insan duygularının günümüzde yok olduğunu düşünürken, her görüşten aydının, yazarın, siyasetçinin Pınar için el ele vermesi umutlandırdı beni. Yaşamın derin boşluğu kaygılandırıyor bizleri. Yanılgılarımız oluyor, peş peşe geçen saatlerde sıkıntılarımız... (Cumhuriyet)
devamı...

Faruk Eskioğlu-Açık Gazete- 14.02.2011
Pınar Selek'in adını ilk Mısır Çarşısı'ndaki patlama sonrasında 12 yıl önce duymuştum. O günlerde Hürriyet'te sonrasında da star.com.tr'de çalışıyordum. Günümüzde bile süregiden 12 Eylül faşist baskıcı rejimin ağır gölgesi o günlerde daha çok hissediliyordu. Sonra Pınar cezaevine konuldu. Pınar'ın suçsuz olduğu ve garip bir şekilde halka korku vermek için kurban olarak seçildiği çok açıktı. Pınar'ın kesinlikle suçsuz olduğu ve içimizden seçilmiş bir kurban olduğu görüşümde hiç şüpheye düşmedim.
devamı...

Etyen Mahçupyan - ZAMAN- 13.02.2011
Pınar Selek davasında mahkeme beraat kararında bir kez daha direndi. Sadece Selek'in yakınlarını değil, Türkiye'de hukukun nesnel bir hakemlik müessesesi olmasını ve gerçekten adalete hizmet etmesini isteyen herkese umut veren bu karar, akıl dışı yargılama sürecinin sonunu ifade etmiyor.
devamı...

Dilek Kurban - RADİKAL - 16/02/2011
Adalet Bakanlığı Pınar Selek davasında olup bitenleri takip ediyor mu acaba? Bir sanığın aynı davada, aynı suçlara ilişkin, aynı mahkeme tarafından tam üç kez beraat ettirilmiş olmasına rağmen yargının elinden hâlâ kurtulamamış olduğunun farkında mı bakanlık? 12 yıldır süregelen bu davada başından bu yana görev alan aynı savcının, üçüncü defadır mahkemenin beraat kararına itiraz ederek davayı Yargıtay’a taşıdığının farkında mı?
devamı...

Markar Esayan - TARAF -07.02.2011
Bugün Hrant’ın davası var. 9 şubatta ise Pınar Selek 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yine yargılanacak. Beraat ve müebbet arasında bir kadının hayatı bir sarkaç gibi gidip gelecek. Taraf’tan Tuğba Tekerek’e konuşan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yani Dink’i yazısından ötürü mahkûm eden, AİHM’de Türkiye’nin ceza almasını sağlayan ve Pınar Selek’in beraatını iki kez bozan aynı kurulun bir üyesi “İçimiz paramparça, ama o kararın öyle alınması gerekiyordu” demişti. O yargı üyesinin kararını öyle vermesine yol açan "şey" nedir? Vicdanı olan bütün devletlûlar, 103 yaşındaki Berfo Nine’nin de, hepimizin de sorusu bu, lütfen not alınız.
devamı...

Ayşe Gökçe Susam
YAKLAŞIK on yıl önce, İletişim Fakültesi’nde öğrenciyken üniversite gazetesi için, o sırada cezaevinde olan Pınar Selek’in babası Alp Selek’le bir röportaj yapmıştım. Mısır Çarşısı’nda yaşanan patlamayla ilgili yargılanan Pınar’ın dava süreci bugün hala sürüyor. 28 yaşında gözaltına alınmıştı, bugün 40 yaşında. Geçtiğimiz hafta üçüncü kere beraat etti. Onu tanıyanlar, sevenler, dava sürecini takip edenler büyük bir sevinç yaşadı. Ama ardından yine mahkeme savcısının, beraat kararına itiraz ederek, temyiz için Yargıtay’a başvuracağı haberi düştü orta yere.
devamı...

Zeynep Oral - 10/02/2011
Canım, canım, canım Pınar, Üçüncü kez beraat ettin! Mahkemenin "beraat kararında direnmesi" ve o anda mahkeme kapısında kopan sevinç çığlığı! Beşiktaş'ta kopan o sevinç çığlını Almanya'da duydun mu.. Biliyorum, duydun! Elbet duydun! Haber, tanıklığımızla birlikte Beşiktaş'tan önce istanbul'a, derken Türkiye'ye, derken tüm dünyaya yayıldı. Senin masumiyetine tanık olanlar , "hala tanığız" diyenler, ellerindeki o afişleri havaya kaldırdıklarında, sadece sana değil, daha adil bir ülke, daha güzel bir gelecek umuduna da sımsıkı sarılmış olduk.
devamı...

Yüksel Selek - Yeşil Gazete-14.02.2011
Şubat, Hrant Dink Davası’nda 4 yıldır dokunulamayan devlet görevlileri hakkında soruşturma kararı verildi; 9 Şubat, Pınar Selek 3. kez aklandı ve 11 Şubat, Mısır halkının direnişi zaferle sonuçlandı. Bu üç sevincin art arda yaşandığı geçen hafta adalet adına, özgürlük adına içimiz sevinçle, umutla doldu, yüzümüz güldü. Ancak gülüşümüz de sevincimiz de yarımdı, kaygılıydı. Ya Pınar Selek’i üçüncü kez aklamakta direnen, yargımızın yüz akı, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, Yargıtay Yüksek Ceza Kurulu tarafından yine bozulursa? Ya Mısırda, “gitti Mubarek, geldi bir başka Mubarek” olursa? Gerçekten de, boşuna kaygılanmadığımız Hrant ve Selek davaları bakımından hemen belli oldu. Pınar Selek davasının savcısı, mahkemenin beraat kararını, bozma talebiyle Yargıtay Yüksek Ceza Kurulu’na götürdü. Üstelik, Yüksek Yargı beraat kararını yine bozarsa, bu defa mahkemenin direnme hakkı bulunmuyor.
devamı...

Meral Tamer-Milliyet
Sık görüşemesek de Pınar’ın arkadaşım olmasını, kendim için zenginlik sayarım. Onun çevresine yaydığı güler yüzlü enerjiyi öylesine özledim ki... Bu hukuk işkencesi, bir an önce noktalanmalı.
devamı...

Ali Sirmen - Cumhuriyet - 08/02/2011
Pınar Selek'in çilesi, daha çocukluk yaşlarında başlar, kendisini tanıyalı 25 yılı aşıyor. İlk kez Sağmalcılar Hapishanesi'nde yatan babasını ziyareti sırasında gördüğümde daha çocuktu.
devamı...

Defne Gürsoy-Birgün
Pınar Selek ile ilgili Türkiye’de çıkan sayısız yazıda verilen destek, “gurbette” yaşayan bizleri umutlandırıyor, sevindiriyor. Çok farklı çevrelerden gelmesi de cabası. Ülkemizde benzeri az görülmüş bir seferberlikle Pınar’a verilen bu destek, peki neden karar verme mekanizmalarını elinde tutanları etkilemeye, ya da en azından bilgilendirmeye yetmiyor? Yargının bağımsızlığını sözüm ona değil de, gerçekten istemek bu kadar ütopik bir istem mu? Pınar’ın ispatlanmış masumiyeti kabul etmek neden bu kadar zor?
devamı...

Sabri Kuşkonmaz-Birgün
Ancak, yargı inatçıdır. Maddi gerçeği bulmayı değil, tuttuğu sanığı cezalandırmak ister. Yerel mahkeme, bu denli açık verileri gördükten sonra, beraat kararı verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise, dosya üzerinden incelediği delillerde, ilk üç rapordaki “bomba değil” tespitine inat, bir tane tartışmalı “bomba” raporunu tercih etti. Dosya, 9. Ceza Dairesi’nin üstünde olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gitti. Orası da “bomba” ve “ceza” dedi... Bu aşamadan sonra, dava yeniden ilk kararı veren mahkeme önüne geldi. Bu kadar “üst” bozmaya karşın, mahkeme gerçekten de “cesur” bir kararla ilk kararında direndi ve yeniden “beraat” kararı verdi. Bu karara seviniyoruz... Oysa, bu davanın bu aşamaya gelmesi bile bir skandaldır. Bir kişiyi on üç yıl –şimdilik- boyunca sanık sandalyesinde, müebbet ağacının koyu gölgesinde oturtmak skandaldır.
devamı...

Hüseyin Deniz / EVRENSEL
Pınar Selek davasına dönüşen Mısır Çarşısı davası, 9 Şubat 2011’de görülecek...Bu dönüşüm, 13 yaşına giren bu davayı, aynı zamanda Türkiye’nin kriter özelliği taşıyan en önemli davalarından biri haline getirdi. Öyle ki, Türkiye’de hiç bir davada olmadığı kadar çok farklı kesimden, görüş ve inanıştan aydın, yazar ve akademisyen ilk kez bu davada bir araya geldi. Yine ilk kez bir dava için yurtdışında böylesine ciddi bir kamuoyu oluştu. Peki bütün bunlara yol açan ne oldu?
devamı...

Balçiçek Pamir
Mısır Çarşısı'ndaki patlamanın üzerinden 13 yıl geçti... Dile kolay... Ne acılar yaşandı.
devamı...

Tarık Günersel
Çölleşme. Çölleşmeye, çölleştirilmeye karşı en az bir pınar var: Pınar Selek. Yıllardır mağdur edilen aydın yurttaşımız.
devamı...

Zeynep Oral
Hrant Dink’i bile bile, göz göre göre ölüme yolladık. Türkçe bilen, okuma yazması olan, okuduğunu anlayabilen hiç kimse, onun yazdığı o yazıda “Türklüğe hakaret” olduğunu göremezdi. Ama bizim hukuk sistemimiz gördü ve onu 301’den “Türklüğe hakaretten” mahkûm etti. Yargıtay da kararı onadı.
devamı...

Ece Temelkuran
Yazar-aktivist Hidayet Şefkatli Tuksal, Pınar Selek için "Hala Tanığız Platformu"nun düzenlediği basın toplantısında böyle dedi. Kıyıdan programının dünkü bölümünde de vardı; Pınar'ın bir "modern zamanlar dervişi" olduğunu söyledi. "Makbul olamamış vatandaşların" yanında olmakla kalmadığını, zaman zaman onlardan biri olarak yaşamayı seçtiğini anlattı. Mesele de burada zaten; söylemekle yetinmeyip söylediğin şey olduğun zaman peşine düşüyor çakallar. Pınar için de böyle, Hrant için de… Ve bu yüzden bugün ve çarşamba günü ikisi için birer duruşma yapılacak. İyi kalpler duruşması!
devamı...

Nazım Alpman
Avukat Alp Selek, elinde dosyalarla Milliyet gazetesine geldiğinde 1998’in yaz aylarıydı. Alp Bey’i Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş yıllarından itibaren uzaktan tanıyordum. Değişmeyen çizgisi, mesleki bilgisi ve baskı dönemlerindeki dik duruşuyla sadece sevenlerinin değil karşıtlarının da saygısını kazanmış abide bir solcu aydını olarak gönüllerde özel bir yere sahipti.
devamı...

Karin Karakaşlı
İlla bir tablo varsa Pınar'ınki Van Gogh'un fırtınalı resimlerine yakışır. Pınar, hayatın karanlıklarına tıkılmak istenenleri ışıl ışıl parlatmayı, görmeyene göstermeyi, iktidar mekanizmalarını kamaş kamaş sergilemeyi seçti
devamı...

Hasan Cemal
Cumhurbaşkanı Gül, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi değerler açısından Avrupa’nın vicdanı sayılan Avrupa Konseyi’ni ziyareti sırasında bizim yargıdan da yakınmış ve yargıyı Türkiye’nin en köhnemiş kurumu olarak nitelemişti. Haklıydı Sayın Cumhurbaşkanı. Geçen ayın sonunda, kısa adı AİHM olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yıllık raporu yayımlandı. Yüksek yargımız yine dökülüyor.
devamı...

Mustafa Sütlaş
Sevgili Pınar, bu ülkede "barışı sorma"nın ve "savaşı sorgulama"nın büyük bir suç olduğunu en iyi sen biliyorsun. Bu ülkede soruların en tehlikelisi de hep bu oldu...
devamı...

Hande Demircioğlu
Tiyatro yaşamın ikiziyse eğer, yaşamda sahici tiyatronun ikizidir, der Antonin Artaud. Varoluşunu, sözcüklerini aynı netlikten ve sertlikten dokur. Yüzyıllık belleğe çomak sokar. Sahte gölgeleri yok eder. Artaud’nun katman katman açılan kuramında; tiyatro olanaksız olanı olası kılmalı, sahne kendi şiirselliğini yaratmalıdır. Aralık ayında bir oyun oynandı. Mekânın tıka basa dolduğu bine yaklaşan tanığın, izleyicinin önünde. Tek bir oyun. Tekrarı olmayan, olamayan…
devamı...

Zeynep Oral
Sizleri şoka uğratmayayım... En iyisi baştan söyleyeyim... Şu aşağıdaki satırları kendi yazımdan aldım. 1 Haziran 2002 tarihinde, Cumhuriyet gazetesinde bu sayfada, bu köşede yayımlanan yazımdan aldım... Yazımın başlığı “Geçen Zaman, Duran Zaman”...
devamı...

Cengiz Çandar
Pınar Selek, tam 12 yıldır adalet arıyor. 12 yıl içinde üzerine yüklenen suçtan ötürü, işkenceden geçerek iki buçuk yıl hapis yattı. İki kez beraat etti. Gelgelelim, Hrant Dink’i mahkûm ederek, onun ölümüne giden yola taşları döşeyen ve sonuç olarak AİHM tarafından mahkûm edilmiş olan Yargıtay’ın ilgili daire-since, hakkındaki beraat kararları bozularak, ömür boyu hapse mahkum edilmek isteniyor.
devamı...

Bejan Matur
Pınar Selek, bir insan hakları savunucusu. Toplum meseleleriyle yakından ilgilenen bir sosyolog. Pınar'ın kim olduğu, içine itildiği yargı cehenneminin ona nasıl bir kâbus yaşattığı biliniyor. Yargılanma aşamasındaki çelişkileri duymayan yok. Tam on iki yıldır süren davada iki defa beraat ettiği halde yüksek yargının müebbet istemiyle karşı karşıya. 9 Şubat'ta karar verecek olan yerel mahkeme, Pınar'ın geleceğini belirleyecek.
devamı...

Hüda Kaya
Genç bir kadın olarak yurdunda, hayata tutunmaya çalışmak, kendine güveni ve güvenilirliğini kaybetmemeye, en ağır itham ve iddialar karşısında bile tebessümünü yitirmemeye, ideallerine ve hizmetlerine hiç bir şey olmamışçasına, kendini adamak.
devamı...

Nazlı Ilıcak
Pınar Selek'in, 9 Şubat'ta İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşması var. Selek, Mısır Çarşısı'na bomba koymakla suçlanıyor. Buna mukabil, biri, 8 Haziran 2006, diğeri 23 Mayıs 2008 olmak üzere, 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nden iki defa beraat kararı aldı. Ama her seferinde Yargıtay bozdu. Demek 3. kez mahkemenin önüne çıkıyor.
devamı...

Ümit Şahin
Önümüzdeki hafta arkadaşımız Pınar Selek olmayan bir saldırının sanığı olarak bir kez daha yargılanacak. Pınar Selek tam 13 yıldır akıl almaz bir devlet komplosuyla hayatından bezdirildi. İşkence gördü, hapsedildi, sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakıldı. Şiddet karşıtı bir aktivist, barış hareketleri üzerine çalışan bir araştırmacı, bir antimilitarist, olmayan bir bombayı koyduğu suçlamasıyla iki kez yargılandı ve iki seferinde de beraat etti. Ama devletin karanlık güçleri hala peşini bırakmadı.
devamı...

Oral Çalışlar
Yüksek yargı denince ben sükûnetimi yitiriyorum. Kendi yaşadığım 40 yıllık tecrübe, bu kurumun mensuplarıyla ilgili bir değerlendirme yapacak kadar zengin. Dün Pınar Selek’le ilgili düzenlenen toplantı ‘Yüksek Yargı’nın mantığını anlamamız bakımından çok çarpıcıydı. Süreci başından sonuna kadar tanıkları dinleyerek, bilirkişi raporlarını gözden geçirerek ve belgelere egemen olarak yürüten yargılama mahkemesi Pınar’ı iki kere beraat ettirdi. Yargıtay ise kendisini o mahkemenin yerine koyarak ‘karar’ yarattı. Pınar’ın ‘ömür boyu’ hapse mahkûm edilmesi gerektiğini mahkemenin önüne koydu.
devamı...

Mahmut Övür - Sabah -03/03/2011
CHP milletvekillerinin "Yüksek yargı ele geçiriliyor" gerekçesiyle "halkı direnişe" çağırmalarındaki ucubelik bir yana, asıl önemli olan bu çıkışların yüksek yargıdaki siyasallaşmayı gölgelemesi... Yüksek yargı sadece bugün değil, 60 darbesinden bu yana resmi ideolojinin en güçlü dayanağı durumunda. Yargıyla ilgilenen her insan bu gerçeği iyi biliyor... Alın 16 Mart İstanbul Üniversitesi katliamı ve DİSK'in efsanevi başkanı Kemal Türkler'in öldürülme davalarının zaman aşımına uğramasını... Bu ideolojik zihniyet kimi zaman davaları zaman aşımına uğrattı, kimi zaman da içinden çıkılmaz hale sokarak kendisini var eden sisteme güç verdi. İşte bunlardan biri de Sosyolog Pınar Selek davası.
devamı...

Dilek Kurban
Şimdi, kritik soru şu: İki kez beraat ettirdiği Selek’i 9 Şubat’ta yeniden yargılayacak olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, yüksek yargıyı karşısına almak pahasına, hukukun ve adaletin gereğini yapmakta kararlı davranmaya devam edebilecek mi? (Radikal)
devamı...

Alper Görmüş
Hrant Dink’in ölümüyle sonuçlanan “Türklüğe hakaret” davasıyla Pınar Selek’in yargılandığı “Mısır Çarşısı patlaması” davası, birlikte, kendine has bir dava kategorisi oluşturuyor. Bunlar o kadar sembolik davalar ki, bundan sonra gelecek olanlar onların birleşik adıyla anılsalar yeridir: Hrant-Pınar davaları...Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından yürütülen “Yargıda Algı ve Zihniyet Kalıpları” başlıklı araştırma birkaç yıl önce hepimizi epeyce meşgul etmişti: Özellikle de, “devletin çıkarları mı adaletin gerekleri mi” sorusunda hâkim ve savcılarımızın çoğunluğunun verdiği “tabii ki devletin çıkarları” cevabı nedeniyle... (Taraf)
devamı...
Halil SAVDA Pınar’ın 9 Şubat tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşması var. Pınar’ın arkadaşları, dostları ve sevenleri olarak mahkeme önünde olacağız…Pınar’ın mahkum olacağı bir dünya bitmiştir! devamı...

Teodora Doni
Şimdi hepimizin kendi kendine sorması gerekmez mi, sistem ya da her neyse gözdağı verirken bizim suskunluğumuzdan mı cesaret alıyor. Hiç kimsenin hiçbir zaman sevgi pınarlarını kurutamayacağından şüphemiz mi var. Sevginin, adaletin her yanda özgürce yeniden yeşermesinin artık zamanı gelmedi mi? Yeni Şafak
devamı...

Demiray Oral-Taraf
Benim 13 seneden bu yana bu mevzudan anladığım şudur: Sistem, “takmış kafaya” Pınar Selek’i. Yargısıyla, medyasıyla, polisiyle, bir bütün olarak takmış... Google’lamama gerek olmayacak kadar iyi hatırlıyorum 1998 temmuzunda neler olduğunu.
devamı...

Baskın Oran
Çok iyi anlıyoruz niye bu genç insanla böyle inanılmaz biçimde uğraşıldığını: Sokak çocuklarıyla, tinercilerle, travestilerle, Türkiye’nin bu düşünmek bile istemediği gerçeklerle ilgilendiği için. Feminist ve daha önemlisi anti militarist olduğu için. Tabii, bunları yapanın gencecik bir kadın olması da basıyor olabilir, biz erkeklere. Ama kardeşim, bu kadar da olmaz ki. 12 yıllık işkencenin bile kendi içinde bir iç-etiği, “raconu” yok mudur? Bir canlının omuzları ne kadarını, kaç yıl taşır bu işkencenin? Ya bazılarının “vicdan”ları nasıl taşır? Radikal 2
devamı...

Defne Asal
Her türlü “şiddet”le uğraşmış, şiddetin bütün biçimlerine karşı çıkmış bir anti-militarist “bombacı”lıkla ve insanların ölümüne sebep olmakla suçlanırsa kaç kere ölür? Pınar’ı kaç kere öldürdünüz bugüne kadar?..
devamı...

Ümit Kıvanç - Taraf
Pınar Selek, sokak çocukları, seks işçileri, travestilerle ilgileniyordu. Büyük şehrin ve kapitalizmin sokaklara attığı insanların sığındığı ve ürettiği bir atölyede (“Sokak Sanatçıları Atölyesi”) çalışıyordu. 1997’de, Kürt sorunu üzerine çalışmaya başladı. Yoğunluğu düşük, kirliliği yüksek bir savaşın neden, nasıl sürdürüldüğüne kafayı takmıştı. Birçok insanla görüştü, araştırmasını hazırladı. 1998 temmuzunda gözaltına alındı, araştırmasına el kondu, işkence gördü.
devamı...

Derya Sazak
Milliyet
Mısır Çarşısı’ndaki patlamayla ilgili davada iki kez beraat etmesine karşın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun aleyhte bozma kararı nedeniyle, 9 Şubat’ta yeniden yargılanacak olan sosyolog Pınar Selek için “Hâlâ Tanığız Platformu” harekete geçti. Pınar’ın masumiyetine inananların başında bugün hayatta olmayan sevgili Duygu Asena geliyordu. Duygu’yla Milliyet’teki odalarımız yan yanaydı. Selek’in de yargılandığı davayla ilgili ne zaman bir gelişme olsa, odaya koşar ve haksız suçlamalara isyan ederdi. Dava giderek bir “hukuk cinayeti”ne dönüşmekte.
devamı...

Özgür Mumcu
2006 yılında Pınar Selek’e destek olmak için “Pınar Selek’e tanığız” diye bir imza kampanyası düzenlenmiş ve iki bin imza toplanmıştı. Vedat Türkali’den İlhan Selçuk’a, Hrant Dink’ten Yaşar Kemal’e iki bin imza. Bugün de “Hâlâ Tanığız” diyerek aynı destek devam ediyor. Siz de tanıksanız www.pinarselek.com adresine bir göz atın. 9 Şubat’a az kaldı. Radikal
devamı...

Yıldız Ramazanoğlu - Zaman
Bu ülkede gerçeklik duygusunu kaybettiren bir hava var doğduğumuz günden beri. Mesela Pınar Selek davası. Kendini toplumun yaralarını görmeye, anlamaya, sarmaya adamış bir insana, tamam haksızlık yapılabilir yanlışlık sonucu, ama bir yalan bu kadar uzun zaman sürdürülebilir mi? Birçok insanın dediği gibi yeni bir Dreyfus davasıyla karşı karşıyayız.
devamı...

Cihan Aktaş-Taraf
Açılan davaların sonucunda Pınar beraat ediyor, ardından Yargıtay bu kararı bozuyor. Bu süreçte Pınar ya hapiste oluyor ya da sürgünde; Mısır Çarşısı’nda yedi kişinin hayatını yitirdiği mahut patlamanın gerçekleştiği 1998’den bu yana süreç böyle işliyor. Adalet duygusunun bu şekilde incitilmesi bir toplumun çöküntüye uğramasının en önemli sebebi olmalı. Kafka da yaşasaydı, Dava’sını yazarken hiç abartmadığına emin olurdu, Pınar’ın davası üzerinden. Suçun, suçlunun tesbitinden söz edilemez, ama dava dosyalarının oluşturduğu izlenimler yığınından kaynaklanan sürekli bir baskı, bir tehdit, nerede ne yapacağı belirsiz karanlık bir karışma iradesi kol geziyor ortalıkta...
devamı...

Murat Belge
Bana öyle geliyor ki, süregiden mücadelede yer alan birileri açısından Pınar Selek’in suçu, yasada yazılı bir suç değil. Kişiliğinde veya tutumunda olan başka bir şey, o birilerinin gözünde “hukukî suç”tan daha ağır bir “ihlâl” var. Bunun hesabı görülmekte. Örneğin Hrant’ın davasında da gördüğümüz gibi, bunları görmenin yeri Yargıtay.
devamı...

Koray Çalışkan
Ahmet Kaya için bir şey yapamadık” diyorsanız, bir imtihan daha var: Pınar Selek’in hukuki linç sürecinde taraf olun. “Bir dakika, insanlık ölmedi” deyin. Hatta 2011’e böyle başlayın. İyi gelir. Biraz aklı, tuz kadar da fikri olan doğruyu şıp diye görüyor. Buyurun www.pinarselek.com’a bir bakın. Güzel insanlar Selek’le beraber. Ama Selek bizle beraber değil. Almanya’da yalnız, aklanmayı bekleyen bir ak kaşık. Gülten Kaya iki sayfaya sığmayacak yazıyı iki kelimeyle anlatıyor. Pınar Selek için yazıyor: “Hâlâ tanığız!” Neden? Çünkü istiyor ki olmasın sonu öyle. Pınar’ın da.
devamı...

Defne Gürsoy
Pınar Selek Türkiye’de yalnız değildi, bunu biliyorduk. Almanya’dan tüm Avrupa’ya (hatta dünyaya) yayılmakta olan destek sayesinde artık Pınar buralarda da yalnız değil. 9 Şubat 2011’de davayı izlemeye tüm dünyadan gözlemciler gelecek ve Hélène Flautre’un dediği gibi “Nous sommes tous Pınar Selek!” (Hepimiz Pınar Selek’iz) diye sesleneceklerdir. Ve umarız bu kepazeliğin son perdesinin artık geri dönülmez bir beraat kararıyla bitmesinin tanığı olacaklardır...
devamı...

Zülfü Livaneli
Silahla, bombayla hiç ilişkisi olmayan, tam tersine ‘Bu ülkede silahlar sussun’ diye elinden geleni yapan Pınar Selek, yıllardır eziyet çekiyor. Bitmek tükenmek bilmeyen davalar, hapisler, beraat kararları ve tekrar yargılamalarla bu değerli insanın hayatını cehenneme çevirdiler. İki kez beraat etmiş olmasına rağmen, şimdi her şey yeniden başlayacak ve bu değerli yazar-sosyolog aynı işkenceleri yeniden yaşayacak. Her gün koca bir kayayı iterek tepeye çıkaran ve her akşam kayanın aşağı yuvarlanmasıyla, aynı işlemi sonsuza kadar tekrarlamak zorunda kalan Sisyphos gibi. Gelin de utanmayın! (Gazete Vatan)
devamı...

Müge İplikçi
Yıllar önce bir sürü kadını bohçasına koyup Batman’a götürmüş, Batman’daki kadın intiharlarının nedenlerini yakından izleyebilme olanağını sunmuştu bizlere. Onu ilk kez orada tanıdım ve gerçekleştirdiği müthiş organizasyona, o geziye katılmış hemen herkes gibi ben de şapka çıkardım. “Bu hayatı bir masal gibi yaşamak istiyorum. Tabii mutlu sonla biten bir masal...” demişti Pınar. Umarım bundan sonrasında öyle olur. (Gazete Vatan)
devamı...

Hülya Yetişen
Eski zamanlarda Yahudiler, günah çıkarmak için, bir keçi seçip tören eşliğinde, tüm günahlarını o keçiye yükler ve böylece yaptıkları kötülüklerden arındıklarını düşünürlermiş. Türk adalet sistemi de Pınar Selek’i ‘Günah Keçisi’ ilan etti. Türk Yargısı’nın Keçiyle olan bu ezeli husumeti bugün de devam ediyor.
devamı...

Parlamento Kulisi
Kendinizi Pınar Selek’in yerine koyun; 12 yıldır her bilirkişi raporu, her duruşma, gazetelerde çıkan her haberle hayatınızın nasıl bir işkenceye dönüştüğünü, yüreğinizin nasıl sıkıştığını, özgürlüğünüzün nasıl “tehdit” altında olduğunu hissetmeye çalışın...(Cumhuriyet)
devamı...

Samim Akgönül
Pınar Selek hayat dolu, akıllı bir kadın. Bilimsel derinliği tartışılmaz bir toplumbilimci. Ancak hem toplum nezdinde hem de toplumun hizmetinde olması gereken ama içinden çıktığı ulusun bütün çelişkilerini içinde barındıran devlet nezdinde, kabul edilemez bir suç işledi. Pınar öbür tarafa geçti. Hem de bir kere değil, kaç kere. Türkiye toplumunun kıyısına attığı, marjına sürdüğü, öbür tarafa gönderdiği ne kadar grup varsa içine girdi. (Radikal 2)
devamı...

Ece Temelkuran
Eğer adı “Pınar Selek” olmasaydı, çocuklar için, durmadan onlar için bir şeyler yapmak isterdi. Ama bu ülke buna izin vermiyor. Bizi, yani küçüklüğünde “Polyanna”yerine “Bir Şeftali Bin Şeftali”yi okumuş olanların peşini bu ülkenin kaderi, bu ülkede doğmuş olmanın kaderi bırakmıyor. Almanya’ya kadar… Pınar Selek günün birinde sokak çocukları için, Kürtler için, ezilenler için konuştuğundan şimdi ülkesine geri dönemiyor. Başında tamamen fasa fiso bir dava var. Mısır Çarşısı’na bomba koyduğu söyleniyor. Üstelik orada bir bombanın patlayıp patlamadığı belli olmamasına rağmen. (Habertürk)
devamı...

Zeynep Oral
İki gün önce, birçok gazetenin birinci sayfasından, her zamanki gülen yüzün, ışıl ışıl gözlerinle bize bakıyordun… Adının yanında “bombacı” yaftasını farklı gazeteler, farklı puntolarla farklı biçimlerde kullanmışlardı… (İleride bir gün, bütün bu badireler geçtikten sonra, o gazeteleri bir araya getirip, gazetecilik okullarındaki derslerde örnek diye göstermeli. Konu başlığı “Kamuoyu -ve Adalet- nasıl manipüle edilir” olabilir.)
devamı...
Kendinizi Pınar Selek’in yerine koyun; 12 yıldır her bilirkişi raporu, her duruşma, gazetelerde çıkan her haberle hayatınızın nasıl bir işkenceye dönüştüğünü, yüreğinizin nasıl sıkıştığını, özgürlüğünüzün nasıl “tehdit” altında olduğunu hissetmeye çalışın... devamı...

Ömer Faruk Gergerlioğlu
CHP konusunda niçin böyle keskin yargılar içinde bulunduğumuzun açık delili Pınar Selek davasıdır. Türkiye’de statükonun insanları nasıl damgalayıp ötekileştireceğinin en önemli göstergesi Pınar Selek davasıdır. Pınar Selek bir sosyolog olarak kimsenin cesaret edemeyeceği şeyleri araştırmanın ve bunları bilimsel bir objektiflikle söylemenin bedelini ödemektedir.
devamı...

Gözde Bedeloğlu - Birgun
Bundan tam on iki yıl önce İstanbul Mısır Çarşısı’nda büyük bir patlama oldu. 7 kişi öldü 127 kişi yaralandı ve 1 kişi bütün bu olanlardan sorumlu tutularak, bitmeyen bir davanın ‘suçlusu’ ilan edildi. Hayatını barışa ve insan haklarına adayan, şiddetin her türlüsüne karşı çıkan, dışlananların bir araya geldiği ‘Sokak Sanatçıları Atölyesi’nin ve feminist hareket içinde önemli bir yeri olan Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi’nin kurucularından olan sosyolog Pınar Selek, yıllardır katil olmadığını kanıtlamak için mücadele ediyor.
devamı...

Nazan N. Çelebi
Pınar Selek’in insanî özelliklerini bir tarafa atıp, ondan bir bombacı yaratmaya çalışmak, devletin ve onun yılmaz bekçisi Türk yargısının “yaşamını ötekileştirilenlerin, mağdurların haklarını korumaya adayan muhalif Pınar”a reva gördüğü yolla ilintilidir. Pınar da bunu biliyor
devamı...

Eyüp Can - Radikal
12 yıl süren bir dava... Birbiriyle taban tabana zıt 11 bilirkişi raporu... Ve fakat 'hiçbir kuşkuya yer vermeksizin' 'bombacı' ilan edilen bir insan. Feminist, anti-militarist ve şiddet karşıtı bir araştırmacı’ bombacı olabilir mi? Türkiye tam 12 yıldır bu sorunun cevabını arıyor. Bir yanda ‘vicdani kanaatler’ diğer yanda akıl almaz çelişkilerle dolu upuzun bir yargılama süreci.. Bir gazeteci olarak olan biteni takip etmek bile insanın başını döndürüyor.
devamı...

Karin Karakaşlı - Radikal
Takip etmek değil, müdahale etmek istiyoruz. Çünkü ondan bombacı yapılmaya çalışılan dünya yalan bir dünyadır. Orada kimse huzurlu yaşayamaz. Müdahale ettiğinizde ise taraf olursunuz. Önünüzdeki resme bakar nesnel verileri yanyana getirir, akıl, yürek ve vicdanla kanaatinizi oluşturursunuz. Benim nesnelliğim Pınar Selek konusunda taraf olmamı gerektiriyor. Sizin de Pınar Selek’ten yana taraf olmanızı istiyorum. Hukuk adaletle eşanlama gelene kadar nesnel vicdan adına taraf olun. Pınar Selek için değil, gönül rahatlığıyla yaşanabilecek bir Türkiye için... Başka türlüsü haram hepimize.
devamı...

Dilek Kurban - Radikal
Selek’in neden hedef seçildiğini belki tam olarak hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Öte yandan, bazı öngörülerimiz var elbette. Sokak çocukları ve trans bireyler gibi toplumun köşesine itilmiş ‘gayri meşru’ insanlara dair araştırmaları, dilinin sivri, kaleminin güçlü olması ve de hele PKK militanlarına ilişkin araştırmalar, Selek’in susturulmasını gerektirdi anlaşılan. Herhangi bir kurumsal bağlantısı olmayan, arkasında bir üniversite, güçlü bir kuruluş veya siyasi bir örgütlenme bulunmayan bağımsız bir genç kadın olması ise onu kolay bir hedef kıldı.
devamı...
Ya “12 yıldır hayatım kâbusa dönüştü” diyen Pınar Selek‘le ilgili Yargıtay kararını hukuk adına eleştirmeden geçmek mümkün mü? devamı...
11 rapor’dan 9′u bomba olmadığı yönünde patlamanın sebebinin. 2′si bomba diyor bilir kişilerin. O bilir kişiler Yargıtay’ın Selek’i bombacı ilan eden zihniyetiyle örtüşüyorlar. Verilmiş bir karar var ortada. Devlet kararını vermiş, kurbanını bulmuş, kılıf arıyor. Minare çoktan çalınmış. devamı...

Ahmet Şükrü Kılıç
Pınar Selek bir Meryem masumiyetinde, yaşadığı çağda her sorun gördüğü alanda bir İsa duyarlığı gösteriyor. Beraat ettiği dava Yargıtay 9. Dairesi tarafından bozuldu, ömür boyu hapsi isteniyor. Korkunç bir iftiranın kurbanı. 2.5 yıl işlemediği bir suçtan dolayı hapis yattı. Kabus devam ediyor. Bütün raporlar patlamanın nedenini tüp patlaması olarak gösterse de, bazı derin güçler Pınar’ın bombacı olduğuna yargıyı da, halkı da inandırmaya çalışıyor. Pınar’ın bu kabustan kurtulması için eşim ve çocuklarım dua ediyoruz. Allah yardımcısı olsun; iftira atan, komplo düzenleyenler de Allah’ın lanetine uğrasın!
devamı...
PINAR SELEK; DERİNLİĞE UZUN SÜRE BAKTIĞINIZDA O DA SİZE BAKMAYA BAŞLAR Ama bir de insan Pınar var, ölen annesini, gasp edilen senelerini, sürgünlüğünü kim geri ödeyebilir ona? Hayatını yüz seksen derece değiştirmek zorunda kalan kardeşine borcunu? Vazgeçmek zorunda kaldıklarını? Hukukçu babasının mahkemede ettiği “İnsan pek çok yolla öldürülebilir ama en önemli yok etme yargı kullanılarak yapılandır” sözlerinin altında o güne kadar biriktirdiği tüm değerlerinin tuzla buz oluşunun bedelini? Kim geriverebilecek Pınar’a, devletin onu öldürmeden önceki Pınar Selek’i? devamı...
CEM SEY - Taraf gazetesi Ergenekon davasıyla ve ülkenin çeşitli kaldırımlarına bırakılan silahların bulunmasıyla en dip noktasına ulaştığı anlaşılan inişin bittiği ve tekrar bir çıkışın başladığı izlenimini güçlendiren en önemli işaretler hukuk alanında.Aslında Hrant Dink’in katillerinin yargılandığı davada yaşananlar bu işaretlerin ilkini oluşturdu. Ardından yazar Pınar Selek’e yönelik, bitmek bilmeyen organize saldırının devamı geldi. Son olarak, Ermeni soykırımı konusunda çalışan Doğan Akhanlı’nın da Pınar Selek gibi adi bir suç işlediği iddiasıyla tutuklanmasını yaşadık. devamı...

Prof. Dr. Ali Akay
1990’lı yılların sonlarında Beyoğlu civarlarında küçük tinerci çocukların ‘zavallılığına’ gönül vermişti. Onlarla kalıyor, para çalan çocuklara paranın kirliliğini anlatıyor, çaldıkları paraları yakmalarını öneriyordu. Onlara insanın hayatında alabileceği en büyük “anti-kapitalist” derslerden birisini veriyordu.
devamı...
CEM SEY - Taraf gazetesi

Umarım Oktay Ekşi ağabeyimizi kızdırmam. Çünkü sonucu belli bir dava hakkında gerekçeli karar açıklanmadan yazmak, bağımsız hukuk sürecine müdahale sayılıyor mu, kestiremiyorum. Fakat bu dava, Türkiye’de zaten bağımsız bir hukuk süreci olmadığının acıklı bir kanıtı. 

Sosyolog ve yazar Pınar Selek’in yıllardır süren davasından söz ediyorum. 

 1998’de başka nedenlerle gözaltına alınan Selek, sorgusunda hakkında soru bile sorulmayan Mısır Çarşısı patlaması nedeniyle mahkemeye çıkarıldı. Yargılandı diyemiyorum. Olanlar yargılamadan çok, yargısız infazı andırıyor.
devamı...
YILDIRIM TÜRKER

Kardeşim Pınar’ı bir kez de bahçemde ağırlayayım dedim. Onu andıkça benim de yüzüm gülüyor işte. Şu dünyada onun kadar çok kardeşi olan bir kişi tanımadım. Sokak çocuklarından travestilere, kadınlardan erkeklere, canı yanan herkese onun kadar incelikli bir şefkatle dokunabilen bir kişi tanımadım. Pınar, ‘Barışamadık’ kitabının bir bölümüne epigraf olarak Gandhi’nin bir sözünü koymuştu: “Barışçıl mücadelede en ufak bir kuşku başarısızlık için yeterlidir. Sonuna kadar başarılı olmanın yolu saflık ve dürüstlüktür.” Pınar’ı tanımlayan iki kelime: Saflık ve dürüstlük.
devamı...
İnci Asena

Pen Duygu Asena Ödülü'nü Pınar Selek'in aldığını öğrenince nasıl sevindim bilemezsiniz. Pen-Duygu Asena Ödül heykelciliğini elinde tutmayı en hak eden insanlardan biri değil mi Pınar Selek! Ben de öyle düşündüğüm için ödülü, şu sıralar bursla Almanya'da bulunan Pınar'a elimle vermeyi, sonrada birlikte bir fotoğraf çekilmeyi çok isterim. Bir takım aksilikler yüzünden heykelciliği alamadım yanıma, gene de yanına gittim Düren'e; Eve döndükten sonran Pınar Selek'in ikinci masal kitabının yayımlandığını öğrendim. "Su Damlası"ydı birincisi; bu yenisinin adı "Siyah Pelerinli Kız". "Su Damlası" masal kitabı çıkmadan önce Pınar bana, "Biliyor musun ben masal anlatıcısıyım," demişti.
devamı...
Zeynep Oral İki gün önce Cumhuriyet’te haberini okudunuz. Mısır Çarşısı’ndaki patlamayla ilgili olarak 2 kez yargılanan, iki kez beraat eden ama bu arada boşu boşuna 2.5 yıl hapis yatan, şuursuz medya tarafından “bombacı” diye yaftalanan sosyolog, yazar, araştırmacı, barış eylemcisi Pınar Selek için Yargıtay 9. Ceza Dairesi, daha önce ilgili mahkemenin verdiği beraat kararını bozarak Selek’e ağır müebbet hapis cezası verilmesini talep ediyor. Geçmişteki o dava süreçlerini izlemiş biri olarak bence bu, 11 yıl sonra işkenceye devam seferberliğinden başka bir şey değil! devamı...
Nükhet Sirman
“Sosyolog elbette birçok hayatın içine girip çıkacak, hiç hissetmediği duyguları ve deneyleri taşıyan insanları anlamaya çalışacak, ve belki bazı kereler o yaşamların içine girecek: Bourdieu Flaubert’in bir cümlesinden yola çıkarak ‘birçok hayatın içine girmek istiyorum’ demektedir, yani her hayatın içinden o hayatı yaşayanlarla söyleşmek, konuşmak ve öznellikler arasında
devamı...
Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk'e karşı açılan davada mahkeme iki kez beraat kararı verdi. Yargıtay Başsavcılığı mahkemenin beraat kararının onanmasını istedi. Ama Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Selek'le ilgili beraat kararını oybirliğiyle bozdu. devamı... devamı...
Karin Karakaşlı
Sanıkların öldürülme anı anlatılırken güldüğü, tanık kadının dayanamayıp “Gülmeyin lan” dediği mahkeme salonu... Bir mahkeme salonuna sığan, eninden boyundan çekip daralan memleket. Buldurup kaybettirdikleri değişim umudumuz, belgelerle tescillendikçe meşruiyet kazanan iade-i itibarlar ve tepemizde pis bir kahkaha efekti. Bu memleketin öldürülenlere ve ateşin düştüğü ocaklara can borcu varsa, geri kalan vatandaşlarına da...
devamı...
Sosyolog, araştırmacı ve yazar. 1971 İstanbul doğumlu Pınar Selek, Notre dame De Sion Lisesinde ortaöğretimini tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirdi. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesinde ekonomi-politik dersleri aldı. Dışlananların ve birbirini dışlayanların ortak atölyesi olan “Sokak Sanatçıları Atölyesi”nin kuruluşuna öncülük etti. Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi kurucularından ve aktivistlerindendir. Barış ve İnsan Hakları’yla ilgili çalışan birçok STK ve harekete destek vermektedir. Ayrıca Amargi Feminist Teori Dergisi editörlüğünü yapmaktadır. devamı...
Remzi Altunpolat / KAOSGL - 04 Temmuz 2009
Toplumsal cinsiyete dair eşitsizlikleri anlamak, yalnızca toplumsal cinsiyetin bir yüzünü oluşturan kadınlık ve kadınlar üzerinden değil, daha ayrıcalıklı bir konumu imleyen erkekliğe ve erkeklere bakmakla mümkün olabilir.[1]Erkekler üzerine yapılan çalışmaların tarihi eskilere uzansa da sosyal bilimlerde- biyolojik temelli, normatif bir alana sıkışmış sabit kodlardan hareketle...
devamı...
Nur Yazgan
Galileo Galilei 1616 yılında o güne kadar yayınladığı bilimsel makaleler yüzünden engizisyonun karşısına çıkarıldı. Sanılanın aksine onun en büyük suçu ‘dünyanın döndüğünü’ iddia etmesi değildi. O suçluydu çünkü Katolik- Protestan mezhep çatışmalarının yükseldiği, cadı avının günlük, sıradan eylemlerden biri...
devamı...
Leyla Umar
Mısır çarşısında yıllar önce, kimin attığı hâlâ kanıtlanamayan bir bomba yüzünden iki yıl hapiste kalan Pınar Selek 14 Nisan’da Pera Marmara’da basına kapalı bir toplantı düzenledi. “Kadın Kadına Ulaşın” adını verdiği bu toplantıya ulaşamadım ama Türkiye’nin her tarafından gelen kadınların içlerini döktüklerini öğrendim
devamı...
Yıldırım Türker
Pınar Selek'le bundan beş yıl önce, hapishaneden çıktığında buluşmuştuk. O sıralar 29 yaşındaydı. Hayalî bombacı olarak iki buçuk yılını Ümraniye Cezaevi'nde geçirmiş, kanlı bir 'Hayata Dönüş' operasyonu ertesi tahliye edilmişti. Çok şey görmüş, çok yaradan yaralanmıştı. Ama kendi olma, kendi kalma mücadelesini sürdürmeye yeminliydi. Güneşli bir sabah Pınar Selek'le iki ajan gibi buluş- tuğumuzu hatırlıyorum. Ardındaki gazeteci ve diğer meraklıları atlatarak randevu yerine geldi.Kendimize bir sığınak bulup uzun uzun konuştuk. Beni en çok şaşırtan, hiç acılaşmamış olmasıydı.
devamı...
Ümraniye cezaevi önünde bir grup insan. İnsan... Şiddetle beslenen, korkuyla terbiye edilen toplumun aslında insan olarak hiç görmeye alışık olmadığı 20 kişilik bir topluluk… Travestiler, transseksüeller, tinerci çocuklar, fahişeler, gayler ve iki üç genç öğrenci… Siyasi mahkûmların mağrur Kürt analarına ve mazlum babalarına alışık olan cezaevi çehresi böylesi bir grubu anlamlandıramıyor. Üstelik onlar bu kalabalığı tanımlayacak, ‘öteki’ gibi modern kavramlara da sahip değiller. Gardiyan soruyor: “Siz kime geldiniz?” Onlar hep bir ağızdan yanıtlıyor: “Pınar Selek’e…” Gardiyan: “Nesi olursunuz?” Güruh: “Arkadaşı”. devamı...
Yıldız Ramazanoğlu
1998. Pınar Selek'i polislerin arasında duruşmaya götürülürken ekranda gördüğümde temiz yüzü, onurlu kinden öfkeden eser barındırmayan duruşu dikkatimi çekmişti. Kelepçelenmiş götürülen gencecik bir kızın beklenen yüz ifadesinden eser yoktu. Suçluluğa dair en küçük bir iz.
devamı...
Tennur Koyuncuoğlu
Bir toplum düşünün; kızlarını okutamıyor, çocuk evliliklerini önleyemiyor, insanlarına cinsel kimliği, cinsel yönelimi, alt kültürü, yoksulluğu, etnik aidiyeti yüzünden eşit yurttaş konumu kazandıramıyor...
devamı...
Ali Bulaç
Yıllardır süren bir "Pınar Selek davası" var. Ben Pınar Selek'le tanışmadım. Davasını uzaktan izliyorum. Bir araştırma şirketine danışmanlık yaparken, İstanbul'da yaşayan romanlar, seyyar satıcılar ve sokak çocukları üzerinde uzun süre çalıştım. Bu arada sosyolog Pınar Selek'in tinerciler, sokak çocukları ve travestilerle ilgili çalışmalarıyla karşılaştım. İlgimi çekiyordu, çünkü aslında bu bahtsız insanları kentin belalarından kurtarmaya çalışıyordu...
devamı...
...
Bu üç gün içinde gelemeyen arkadaşları andık. Onlardan biri de, Alp Selek. Alp’in işi başından aşkın, kızı artık bütün Türkiye’nin tanıdığı Pınar yeni bir hukuk savaşına girişti, Alp de yanı başında onunla birlikte.
devamı...
1 Mayıs askeri darbelerin acısını, hüznünü, daramadağın olmuş, kıyıma ve kırıma uğramış bir kuşağın öyküsünü anlatmıştım Birkaç gün önce... bir hafta önce Ali Sirmen’nin yazısını okuyunca da Pınar Selek’i anımsadım... devamı...
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Pınar Selek
Mahkeme Süreci Court Process